22 Haziran 2011 Çarşamba

UZUNKÖPRÜ’DEN BEYAZ SARAY’A


Edirne Uzunköprü Adalet Gazetesi
Yıldız Teknik Üniversitesi
Öğr. Gör. Aylin Yavaş, aylinyavas@gmail.com
GÖZLEM

ÖĞRENCİLERİN ANNE BABALARIN DİKKATİNE:
UZUNKÖPRÜ’DEN BEYAZ SARAY’A

Sevgili Öğrenci Kardeşlerim,
Sizlere bir hocanız; daha da güzeli bir ablanız olarak bu satırları yazıyorum. Ben de Uzunköprü’de doğup büyüdüm. Sizlerle benzer zorluklar yaşadım. Kimi zaman kızdım kimi zaman kırıldım. Ama hiçbir zaman hayal kurmaktan, hedef koymaktan ve onlara ulaşmak için çalışmaktan vazgeçmedim. Sabrettim, hayata gülümsedim, yine okumaya devam ettim. Sevgili babacığım Fahrettin Yavaş esnaftı. Babamın yanında altı yaşında çıraklık yapmaya başlamıştım. Yaz tatillerinde dükkânımızın önünde karpuz kavun sattım, boyumun erdiği yere kadar camları sildim ve böylelikle harçlığımı kazandım. Küçüklüğümden beri hep hak ederek elde etmek istedim hedeflerimi ve bu felsefede hareket ederken beni hayat boyu koruyan bir çalışma disiplini elde ettim.
Bu satırları size yaz tatilinize başlarken bir tavsiye mektubu olarak yolluyorum. Lütfen (yoksa) kendinize bir ajanda alın, hayatınızı ve zamanınızı şimdiden programlayarak yönetmeye başlayın. Mümkünse çalışarak harçlığınızı çıkarın.
Yıldız Teknik Üniversitesi’nden değerli öğrencim Mustafa Okan Saraçoğlu’nun Yıldızlar dergisi (Nisan 2011) için benimle yaptığı röportajı sizlerle paylaşmak istedim. Dilerim sizlere çalışmalarınızda yardımcı olur. Hepinizin hayallerinin gerçek olmasını diliyorum.
İstanbul’dan sevgilerimle,
Aylin Yavaş
Fulbright Bursu Hakkında Merak Edilenler
Amerika Birleşik Devletleri (ABD)’nin en saygın burs programlarından birisi olan ve Senatör J. William Fulbright’ın adını verdiği Fulbright Programı (http://fulbright.state.gov/), yurtdışında eğitim almanın öneminin arttığı günümüzde akademisyenlere ve öğrencilere güzel fırsatlar sunuyor. Fulbright Programı, Amerikan Kongresi tarafından 1946'da, 2. Dünya Savaşı bitiminde, eğitimsel ve kültürel değişim yoluyla ülkeler arasında ortak bir anlayış geliştirmek için oluşturulmuştur. Bu yasanın fikir babası olan Senatör J. William Fulbright, bu programı silahlı çatışmaya karşı atılan bir adım olarak görmüştür. Türkiye Fulbright Eğitim Komisyonu (http://fulbright.org.tr/tr/), 1949’da ABD ve Türkiye arasında imzalanan ikili anlaşma sonucunda kurulmuştur; Türk ve Amerikalı üniversite mezunlarını, akademisyenleri ve öğretmenleri seyahat ve yaşam masraflarını kapsayan burslarla destekler ve ABD’de eğitim almak isteyen Türk öğrencilere danışmanlık hizmeti sunar.
11 Nisan 2011 tarihinden itibaren Yıldız Teknik Üniversitesi Dış İlişkiler Koordinatörü olarak atanan İngilizce Öğretim Görevlisi Aylin Yavaş, M. Ed., 2009-2010 yıllarında Fulbright bursuyla Cornell Üniversitesi’nde Türk Dili ve Kültürü derslerini verdi ve doktora dersleri aldı.
Mustafa Okan Saraçoğlu: Aylin Hoca’m, Fulbright Burs Programı hakkında biz öğrencilerin merak ettiği bazı şeyler var. Bu konuda aklımıza takılan soruları sizinle paylaşmak istiyoruz.
Aylin Yavaş: Elbette siz değerli öğrencilerime yardımcı olmaktan büyük mutluluk duyarım.
M. Okan Saraçoğlu: Öncelikle, yurtdışı eğitimi hakkında ne düşünüyorsunuz?
Aylin Yavaş: “Yurtdışı eğitimi”, günümüzde hepimizin tecrübe etmesi gereken önemli bir kavram olmuştur. Buna paralel olarak, hepimizin içinde “kendimizi gerçekleştirme gücü” olduğunu düşünüyorum. Bunu öğrencilerime açıklamak için İngilizce’deki “in-nova-tion” sözcüğü ile bir örnek verebilirim: Her bireyin içinde -‘in-’-, kendini gerçekleştirme gücü -‘nova’-, bulundurmaktadır. Yurtdışı eğitimi de bu gücü ortaya çıkaran önemli bir araç oluyor ve yeniliklerin ortaya çıkmasını sağlıyor ki “innovation” da “yenilik” anlamına gelmektedir. Yurtdışı eğitimiyle ya da eğitimsel ve kültürel değişim yoluyla elde ettiklerimiz, bize “artı değer” katıyor ve “yenilik” yapmamızda katkı sağlayıp, çalışmalarımıza ivme katıyor. Sevgili öğrencilerime her zaman “hayal kurmalarını, bu hayallerine ulaşmaları için hedefler belirlemelerini, bu bağlamda programlı, sistemli ve düzenli çalışmalarını” tavsiye ediyorum.
M. Okan Saraçoğlu: Yurtdışında eğitim almak için sizi birisi mi yönlendirdi? Yoksa kendiniz mi tercih ettiniz?
Aylin Yavaş: Küçüklüğümden beri hep yeni ülkeleri görmek ve yeni kültürleri tanımak istedim. Edirne’nin Uzunköprü ilçesinde doğdum. Uzunköprü’den dünyaya açılmamın ve hayallerimi gerçekleştirmenin yolu, iyi bir eğitim almamdan geçiyordu. Senatör J. William Fulbright’ın, “İstikbalimiz yıldızlarda değil, akıllarımızda ve kalplerimizdedir. İnsanlık için umut vadeden bir geleceğin birinci koşulu, zaten el ele olması gereken yaratıcı liderlik ve hür eğitimdir.” sözünden yola çıkarak, 2001 yılında Uzunköprü Muzaffer Atasay Anadolu Lisesi’nden mezun oldum, 2005’te Hacettepe Üniversitesi İngilizce Mütercim - Tercümanlık bölümünde lisans eğitimimi tamamladım. Ankara’da okuduğum yıllarda farklı bir kültürle karşılaşmıştım. Hacettepe kültürü ve Ankara kültürü olarak adlandırabileceğim bu iki kültür, bana farklılıkla gelen gelişimi sunmuştu. Üniversite birinci sınıfta yurtdışı eğitimini ciddi anlamda düşünmeye başlamıştım. Türk Hava Kurumu’nun Uluslar Arası Hava Öğrenci Değişim Programı (International Air Cadet Exchange)’nı kazanarak, ülkemizi temsilen İngiltere’ye gönderildim (2002). Bu sayede, ilk defa yurt dışına çıktım. Amatör planörcü olarak ülkemizi İngiltere semalarında temsil etmek beni çok mutlu etti ve Yüzbaşı Tina Shaw tarafından “en unutulmaz öğrenci” seçilmek, ülkem adına beni çok gururlandırdı. Anılarımı UçanTürk’te (s. 484-486), Uzunköprü Adalet Gazetesi’nde ve Turkish Daily News’te yazarak, tecrübelerimi paylaştım. 17 yaşımda “her yıl en az bir burs kazanıp, bir ülke görmeyi” kendime hedef koydum. Ayrıca, bu bakış açısını öğrencilerime kazandırmaya çalışıyorum.  
M. Okan Saraçoğlu: Fulbright Bursu Programını diğer programlara göre tercih etmenizin bir sebebi var mıydı?
Aylin Yavaş: Bu program, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki en saygın burslarından biridir. Fulbright bursunu kazanarak elde ettiğiniz bu başarı, size yeni kapıların açılmasını sağlar. Başarı, başarıyı çeker, diye bu durumu özetleyebilirim. Lisans yıllarımdan beri yurt dışında doktora yapma hayalim vardı. Doktora, sizin hayatınızın ortalama olarak 5 yılını adayacağınız bir süreçtir. Bunun öncesinde, daha kısa süreli ve etkin bir programla yurt dışına giderek kendimi tanımak ve yurt dışında doktora yapmanın ne olduğunu araştırmak, bana anlamlı geldi. Bana sunulan olanakların yüksek olduğu bir program, sonrasında akademik eğitimimi yurt dışında sürdürmeme karar vermemde önemli bir rol oynayacaktı. Bir başka deyişle, yurt dışında doktora yapmalı mıyım, yapacaksam hangi programları tercih etmeliyim sorularına cevap bulmamı sağlayacaktı? Bu doğrultuda “Fulbright Foreign Language Teaching Assistant (FLTA) (FLTA)” denilen “Fulbright Yabancı Dil Asistanlığı Programı”   (http://fulbright.org.tr/tr/turk/flta)’na başvurdum ve kabul edildim. O zaman, Yıldız Teknik Üniversitesi Eğitim Programları ve Öğretim Ana Bilim Dalı’nda yüksek lisansımın tez aşamasındaydım. Gerekli izinleri aldıktan sonra 2009 – 2010 yılları arasında Cornell Üniversitesi’nde Fulbright FLTA olarak çalıştım. Cornell’de Yakın Doğu Çalışmaları Bölümünde “Temel Türk Dili ve Kültürü” derslerini verdim. Bu bana Türk kültürünü Amerikalılara anlatma fırsatı verdi. Okul içi ve okul dışı aktiviteler organize ettim. Mesela Türk Yemekleri Kulübü, Türk Şarkıları Gecesi gibi organizasyonları düzenledim. Yabancı öğrencilerle baklava, kısır ve börek yaptık. Fulbright’ın sunduğu olanakları, hem kendi kişisel gelişimim için hem de kültürümüzü diğer milletlere anlatmak için bir fırsata dönüştürdüm.
M. Okan Saraçoğlu: Amerika’da bulunduğunuz sürece unutamadığınız bir olayı bize anlatır mısınız?
Aylin Yavaş: Ben Cornell Üniversitesinde kuzey yerleşkesinde doktora öğrencilerinin kaldığı bir yurtta kalıyordum. Ofisim ise güney yerleşkedeydi. Dersten sonra bir gün yağmur başlamıştı. Yurduma dönüş yolunda güzel havalarda kendimi doğayla baş başa buluyordum. Kafama fındık atan sincaplar, yolumu kesen ceylanlar ve şırıl şırıl akan bir şelaleyle bürülü bir yoldu, bu. Yolda yağmur sonrası sürünen sayısız solucan vardı. Bu sırada bir şey dikkatimi çekti: Yol üzerinde annesinin yanında minik bir çocuk eğilmiş bir solucanı dikkatle izliyordu. Annesinin sırtında ise daha küçük bir kardeşi vardı. Yanlarına gittim ve onlara merhaba dedim. Çocuğun göz hizasına çömelip, beraber solucanla sohbet etmeye başladık. Bu esnada bayan sırtındaki çocuğa İspanyolca bir şeyler söyledi. Ben de merak edip sordum İspanyolca biliyor musunuz diye? Bayanla tanıştık ve kendisinin Kosta Rikalı olduğunu öğrendim. Bana neler yaptığımı nelerden hoşlandığımı sordu. Ona kısaca bir bilgi verdikten sonra çocukları çok sevdiğimi, onlarla beraber vakit geçirirken çok mutlu olduğumu, fırsat buldukça yurtların hemen karşısındaki çocuk parkına gidip onlarla oyun oynadığımı söyledim. Bu sırada bayana çocuklarla beraber deneysel bir ortamda bulunup bilimsel anlamada kendimi geliştirebileceğim ayrıca onlarla beraber bolca vakit geçireceğim bir laboratuar hayalimin olduğunu söyledim. O da bana neden “Infant Lab” (0-3 yaş arası çocukların beyinlerinin, davranışlarının ve uzay algılarının araştırıldığı bir laboratuar) alanında çalışmadığımı sordu. Ben de şaşırdım çünkü bildiğim kadarıyla bu tarz bir çalışma ülkemizde yoktu ve herhangi bir bilgi sahibi değildim. Bayan, Cornell’de böyle bir laboratuarın olduğunu hatta bu laboratuarın müdürünün kendisi olduğunu söyledi. Kader beni tam da aradığım türden bir insanla çok ilginç bir zamanda buluşturmuştu. Bu tanışmadan sonra Laboratuara gittim ve iki dil bilen çocukların dil ve uzay algılarıyla ilgili deneylere katılmama izin verildi. Ben de hayal ettiğim laboratuarlarda deney ve gözlem yapma ve kendimi geliştirme imkânı elde ettim. Solucanlarla başlayıp laboratuarda biten bu anım benim Amerika’daki geçmişime dair en mutlu olduğum anılarımdan biridir. Bir de Amerikan Dış İşleri Bakanlığı’nın benimle röportaj yapması beni ülkem adına çok mutlu etmişti: http://www.youtube.com/watch?v=zE9c_GWw6sg 
M. Okan Saraçoğlu: Amerika macerasından sonra Türkiye’ye döndüğünüzde kendinizde ne gibi değişiklikler hisseder oldunuz ya da hayata ve sisteme bakış açınızda ne gibi farklılıklar oluşmaya başladı?
Aylin Yavaş: Daha önce ailemden ayrı kalmıştım. Ancak okyanus ötesi bir ülkede bu kadar uzun bir süre bulunmak farklı bir duygu. Bu süreç, problem çözme ve analitik düşünme yeteneklerimi geliştirdi. Hayata bakış açınızı değiştirirken sizi daha güçlü yapan bir tecrübe olduğunu söyleyebilirim. Amerika’da her şey sistematik bir düzen içinde işliyor. Çalışanların net bir görev tanımı var. İnsanlar görevlerinin ne olduğuna bakmaksızın işini en iyi şekilde yapmaya çalışıyor. İnsanlar birbirini kandırmaya çalışmıyor. Amerika’nın dünya devi olmasında en önemli etkenin kurmuş oldukları sistem olduğunu düşünüyorum. Türkiye’ye baktığınızda insanların iş yapmaktan kaçındığını görebilirsiniz. Elbette işini en iyi şekilde yapmaya çalışan insanlarımız var. Zamanla iş yapmaktan kaçınan insanlarında onlara uyum sağlayacağına inanıyorum.
M. Okan Saraçoğlu: Üniversitelilerin büyük çoğunluğu yüksek lisans ve doktora yapmayı düşünüyor. Bu yolda ilerlemek isteyenlere ne gibi önerilerde bulunabilirsiniz?  
Aylin Yavaş: Bu yolda sizlerden önce yürümüş ve yürümeye devam eden birisi olarak tecrübelerimi paylaşmak beni mutlu eder. Üniversiteye başlayan her öğrenci ilk yıl itibariyle staj yapmalı. Piyasada işlerin nasıl yürüdüğünü öğrenmeli. Bununla birlikte hedef belirlemek çok önemlidir. Günlük, haftalık, aylık ve yıllık planlar yapılmalı. Bu planlar uzun vadede örneğin 5-10 yıllık süreçte bir hedefe ulaşmaya yönelik oluşturulmalıdır. Hedefinize ulaşamasanız bile yaklaşmanız başarılı olmak adına önemlidir. Üniversite sınavında Türkiye 1. si olmak almak Orta-2.si sınıftan beri hedefimdi. Bu hedefi gerçekleştirmek için “çok sistemli ve programlı” çalıştım ve Türkiye 212.si oldum. Elbette ilk üçte yer almak benim için öncelikliydi ama hedefime yaklaşmış olmak uyguladığım sistemin başarı getirdiğini görmemi sağladı. Hedeflerinize ulaşmaya çalışırken pek çok sorunla karşılaşmanız mümkün. Önemli olan bu sorunları çözebilmeniz ve sabırlı olmanız. Karşılaştığınız her sorun sizi daha güçlü hale getirir. Sonrasında karşılaşacağınız sorunları daha hızlı çözmenize yardımcı olur. Eğitim hayatında başarının en önemli unsuru “dayanıklılık”tır. Zorlukları çözerken vazgeçmemenizi ne kadar dayanıklı olduğunuz sağlar. Zorluklarla karşılaşmaktan korkmamalısınız. Başarıya ulaşırken aştığınız her sorun sizin dayanıklılığınızı artırır. 

10 Haziran 2011 Cuma

Lebbeyk



"Huzur nedir?" ya da "En huzurlu oldugunuz (zam)anlar nedir?" nedir diye sordugumuzda, en azindan bu dunyadaki insan sayisi kadar farkli yanitlar aliriz herhalde...
Kimi zaman insanin en Sevgili ile bulustugu, tum kimliklerinden arinip, en ciplak benligi ile kendisi ile bas basa kaldigi andir, kimi zaman ise sabah yeni gune baslarken kuslarin sesini dinledigi andir belki de...


Ist-An-bul`da 04:34`te kuslarin sesini dinlerken, hizla akip gecen bu hayati yine dusunuyorum. Gune baslarken en sevdigim seyler: Cama bulgur koyup mahalledeki kuslarin karnini doyurmak... Agaclara ve kuslara onlari ne cok sevdigimi fisildamak...  Her sey icin sukranlarimi sunmak... Final donemindeki ogrencilerime basarili olmalari icin dualarimi yollamak... Iki cihan icin en hayirli kariyeri yapmayi dilemek... 


Kulagimda ise Lebbeyk sesleri: "Lebbeyk Allahümme lebbeyk, lebbeyke lâ şerîke leke lebbeyk, innel hamde ve`n-ni`mete leke ve`l-mülke lâ şerîke lek. (Buyur Allahım buyur! Emrindeyim buyur! Senin hicbir ortağın yoktur. Emrindeyim buyur. Şüphesiz hamd (övgü) sana mahsûstur. Nîmet (vermek) de senin, mülk de senindir. Senin hicbir ortağın yoktur.)


Allah`im! Beni goz acip kapayacak kadar bile nefsime birakma, diyerek herkese sevgilerimi yolluyorum.


Ay-lin:)

Elveda YTÜ ve İstanbul, merhaba BANÜ ve Bandırma!

                                                   Yaklaşık 15 yıl  #ARGEdeLiderYTÜ ’de (ve bir yıl dünyanın en saygın üniversitelerinden Co...