20 Ocak 2008 Pazar

No More Cloudy Days


Merhaba Arkadaşlar,

Bu sabah Ertuğrul Özkök'ün yazısında geçen bir parça vardı, merak ettim ve yeni keşfettim. Çok hoşuma gitti:

Sözleri* için:

http://www.sing365.com/music/lyric.nsf/No-More-Cloudy-Days-lyrics-Eagles/A3DC53E7570D018D4825702600111F54

Dinlemek için:

http://www.videocodezone.com/videos/e/eagles/no_more_cloudy_days.html
(Bu sayfanın başlığına tıklayınca, parçanın klibine yöneleceksiniz.)

Özellikle erkeklerin dinlemesi tavsiye edilir :) :)

Sevgiyle Kalın!

Ay-lin:)

* No More Cloudy Days Lyrics
Artist(Band): Eagles

Sitting by a foggy window
Staring at the pouring rain
Falling down like lonely teardrops
Memories of love in vain
These cloudy days, make you wanna cry
It breaks your heart when someone leaves and you don’t know why

I can see that you’ve been hurting, baby I’ve been lonely too
I’ve been out here lost and searching, looking for a girl like you
Now I believe the sun is gonna shine
Don’t you be afraid to love again, put your hand in mine…

Baby, I would never make you cry
I would never make you blue
I would never let you down
I would never be untrue

I know a place where we can go where true love always stays
There’s no more stormy nights, no more cloudy days

I believe in second chances
I believe in angels, too
I believe in new romances
Baby, I believe in you
These cloudy days are coming to an end
And you don’t have to be afraid to fall in love again

Baby, I would never make you cry
I would never make you blue
I would never turn away
I would never be untrue
I know a place where we can go where true love always stays
There’s no more stormy nights, no more cloudy days

11 Ocak 2008 Cuma

Atın iyisine doru, yiğidin iyisine deli derler!



Merhaba Arkadaşlar!

Değerli öğrencim Namık Eser, Şeyh Edebali'nin Osman Bey'e nasihatini paylaştı. Çok beğendim. Zorlu bir gün ardından gülümsememi sağladı:) ve aşağıda sizlerle paylaşmak istedim ben de!

Sevgiyle kalın!

Ay-lin:)

Not: YouTube'ta klibi de var: http://www.youtube.com/watch?v=ip-WYxZwjaw

http://tr.wikipedia.org/wiki/%C5%9Eeyh_Edebali 'den 20:34'te 11.01.2008'de indirilmiştir:

Şeyh Edebali’nin Osman Bey'e nasihati

Ünlü Osmanlı tarihçisi Cenabi'nin "Cenabî Tarihi" adıyla da bilinen "el-Hâfilü'l-Vâsıt ve Aylemü'z-Zâhirü'l-Muhît" adlı Arapça eserinin Süleymaniye Kütüphanesi'nde kayıtlı bir nüshasında mevcuttur. Mustafa Cenabi, 1540-1590 yılları arsında yaşamıştır, kendisi bütün kaynaklara göre Arap'tır, ondan önce kimse Edebalı'nın böyle bir vasıyetinden söz etmemiştir.

"Ey Oğul!

Beysin! Bundan sonra öfke bize; uysallık sana... Güceniklik bize; gönül almak sana.. Suçlamak bize; katlanmak sana.. Acizlik bize, yanılgı bize; hoş görmek sana.. Geçimsizlikler, çatışmalar, uyumsuzluklar, anlaşmazlıklar bize; adalet sana.. Kötü göz, şom ağız, haksız yorum bize; bağışlama sana... Bundan sonra bölmek bize; bütünlemek sana.. Üşengeçlik bize; uyarmak, gayretlendirmek, şekillendirmek sana..

Ey Oğul!

Yükün ağır, işin çetin, gücün kıla bağlı, Allah Teala yardımcın olsun. Beyliğini mübarek kılsın. Hak yoluna yararlı etsin. Işığını parıldatsın. Uzaklara iletsin. Sana yükünü taşıyacak güç, ayağını sürçtürmeyecek akıl ve kalp versin. Sen ve arkadaşlarınız kılıçla, bizim gibi dervişler de düşünce, fikir ve dualarla bize vaat edilenin önünü açmalıyız. Tıkanıklığı temizlemeliyiz.

Oğul!

Güçlü, kuvvetli, akıllı ve kelamlısın. Ama bunları nerede ve nasıl kullanacağını bilmezsen sabah rüzgarlarında savrulur gidersin... Öfken ve nefsin bir olup aklını mağlup eder. Bunun için daima sabırlı, sebatkar ve iradene sahip olasın!.. Sabır çok önemlidir. Bir bey sabretmesini bilmelidir. Vaktinden önce çiçek açmaz. Ham armut yenmez; yense bile bağrında kalır. Bilgisiz kılıç da tıpkı ham armut gibidir. Milletin, kendi irfanın içinde yaşasın. Ona sırt çevirme. Her zaman duy varlığını. Toplumu yöneten de, diri tutan da bu irfandır.

İnsanlar vardır, şafak vaktinde doğar, akşam ezanında ölürler. Dünya, senin gözlerinin gördüğü gibi büyük değildir. Bütün fethedilmemiş gizlilikler, bilinmeyenler, ancak senin fazilet ve adaletinle gün ışığına çıkacaktır. Ananı ve atanı say! Bil ki bereket, büyüklerle beraberdir. Bu dünyada inancını kaybedersen, yeşilken çorak olur, çöllere dönersin. Açık sözlü ol! Her sözü üstüne alma! Gördün, söyleme; bildin, deme! Sevildiğin yere sık gidip gelme; muhabbet ve itibarın zedelenir...

Şu üç kişiye; yani cahiller arasındaki alime, zengin iken fakir düşene ve hatırlı iken, itibarını kaybedene acı! Unutma ki yüksekte yer tutanlar, aşağıdakiler kadar emniyette değildir.

Haklı olduğun mücadeleden korkma! Bilesin ki atın iyisine doru, yiğidin iyisine deli derler.

En büyük zafer nefsini tanımaktır. Düşman, insanın kendisidir. Dost ise, nefsi tanıyanın kendisidir. Ülke, idare edenin, oğulları ve kardeşleriyle bölüştüğü ortak malı değildir. Ülke sadece idare edene aittir. Ölünce, yerine kim geçerse, ülkenin idaresi onun olur. Vaktiyle yanılan atalarımız, sağlıklarında devletlerini oğulları ve kardeşleri arasında bölüştüler. Bunun içindir ki yaşayamadılar... (Bu nasihat Osmanlıyı 600 sene yaşatmıştır.) İnsan bir kere oturdu mu, yerinden kolay kolay kalkmaz. Kişi kıpırdamayınca uyuşur. Uyuşunca laflamaya başlar. Laf dedikoduya dönüşür. Dedikodu başlayınca da gayri iflah etmez. Dost, düşman olur; düşman, canavar kesilir!..

Kişinin gücü, günün birinde tükenir ama bilgi yaşar. Bilginin ışığı, kapalı gözlerden bile içeri sızar, aydınlığa kavuşturur. Hayvan ölür, semeri kalır; insan ölür, eseri kalır. Gidenin değil, bırakmayanın ardından ağlamalı... Bırakanın da bıraktığı yerden devam etmeli. Savaşı sevmem. Kan akıtmaktan hoşlanmam. Yine de bilirim ki kılıç kalkıp inmelidir. Fakat bu kalkıp-iniş yaşatmak için olmalıdır. Hele kişinin kişiye kılıç indirmesi bir cinayettir. Bey, memleketten öte değildir. Bir savaş, yalnızca bey için yapılmaz. Durmaya, dinlenmeye hakkımız yok. Çünkü, zaman yok, süre az!..

Yalnızlık, korkanadır. Toprağın ekim zamanını bilen çiftçi, başkasına danışmaz. Yalnız başına kalsa da! Yeter ki toprağın tavda olduğunu bilebilsin. Sevgi davanın esası olmalıdır. Sevmek ise, sessizliktedir. Bağırarak sevilmez. Görünerek de sevilmez!.. Geçmişini bilmeyen, geleceğini de bilemez.

Osman! Geçmişini iyi bil ki geleceğe sağlam basasın.

Nereden geldiğini unutma ki nereye gideceğini unutmayasın.

Şeyh Edebali, 13. Yüzyıl, Söğüt-Bilecik-Türkiye"

31 Aralık 2007 Pazartesi

Hoş geldin 2008! :)

Elveda 2007 diyorum büyük bir huzur ve mutlulukla... Ne ağır ve yıpratıcı bir yıldı... Stratejik hatalar yaparak öğrendim Stratejik Derinlik'i :) Hatalarım için de kendime kızdım, küstüm, daha yeni yeni içimdeki ben-le barışıyorum...
'Affetmek: Forgive, i.e. Thanks for me giving this experience anlamında. Affetmek, bizi tutsak eden bağları kesmektir, tutsak o ise gardiyan sensin ve 2niz aynı hapiste. Bu 2si arasında güçlü bir bağ oluşur. Affetmek, derin bir kendini tanıma, kendin olma sürecidir.' demişti Ay-mil:) Doğan Hoca'm bir mesajında. Ben de ben-le barıştım sonunda...
Bu akşam da çalışarak giriyorum yeni yıla, atom karınca gibi yeni yılda da çalışmayı dileyerek :)
Ayrıca, 'Evrensel Yardımlaşma ve Dayanışma Yasası'nın bir uzantısı olarak, insanların egolarını kontrol etmelerini, hatta egolarından arınabilmelerini ve karşılıksız sevgiyi öğrenmelerini diliyorum.

Sağlık dolu nice yıllara!

Sevgiyle Kalın!

Ay-lin:), mutlu karınca

19 Aralık 2007 Çarşamba

İyi ki var oldum!


Yıldızlarla kaplı bir göğün altında en güzel zamanları yaşıyor olsak da uzay-zaman genişledikçe gökyüzü giderek daha fazla kararacak ve boşalacak... Uzay ve zaman, “göreceli”, hareketimize bağlı olarak her birimiz için farklı biçimde akıyor... Bu bağlamda, 24 yaşıma girmenin heyecanını ve mutluluğunu yaşıyorum. Nazım'ın dediği gibi bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşcesine yaşamayı başarmak için bir yaşam mücadelesi veriyorum yıllardır...
Yeni yeni 'denge'lenmeye ve 'kök'lenmeye başladım :) Işık olup, insanların hayatına renk katabilirsem ne mutlu bana...
Belki de pek çok kez kendi yolumda yalnız bir yolcu olacağım; çocukluğa özgü saf ve yalın merakı, evren karşısında derin hayret ve tükenmez coşkuyla ilerleyen bir yolcu!..
Son olarak özellikle geçen bir yılda zoru zor edip zora dayanma eşiğimi yükseltenlere ve acıya dayanma eşiğimi de yukarı çekenlere şükranlarımı sunuyorum :) Sayelerinde daha güçlü bir ben'e sahip oldum...

Sevgimle Kalın!

Ay-lin:)

Not: Çizim: http://www.allisonreuling.com/

11 Aralık 2007 Salı

YAŞAMAYA DAİR



















Herkese Merhaba!

Bir yandan, kitaplar, kağıtlar, ödevler, vs arasında kaybolmuşken; diğer yandan
ben-in ben kalmasına izin vermek istemeyen hayatla savaşırken, okuduğum şiir ilaç gibi geldi.

Paylaşmak istedim...

Sevgilerimle,

Ay-lin:), yorgun savaşçı


YAŞAMAYA DAİR

Yaşamak şakaya gelmez,
büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
bir sincap gibi mesela,
yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,
yani bütün işin gücün yaşamak olacak.

Yaşamayı ciddiye alacaksın,
yani o derecede, öylesine ki,
mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,
yahut kocaman gözlüklerin,
beyaz gömleğinle bir laboratuarda
insanlar için ölebileceksin,
hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
hem de en güzel en gerçek şeyin
yaşamak olduğunu bildiğin halde.

Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,
hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
yaşamak yanı ağır bastığından.

1947

2

Diyelim ki, ağır ameliyatlık hastayız,
yani, beyaz masadan,
bir daha kalkmamak ihtimali de var.
Duymamak mümkün değilse de biraz erken gitmenin kederini
biz yine de güleceğiz anlatılan Bektaşi fıkrasına,
hava yağmurlu mu, diye bakacağız pencereden,
yahut da sabırsızlıkla bekleyeceğiz
en son ajans haberlerini.

Diyelim ki, dövüşülmeye değer bir şeyler için,
diyelim ki, cephedeyiz.
Daha orda ilk hücumda, daha o gün
yüzükoyun kapaklanıp ölmek de mümkün.
Tuhaf bir hınçla bileceğiz bunu,
fakat yine de çıldırasıya merak edeceğiz
belki yıllarca sürecek olan savaşın sonunu.

Diyelim ki hapisteyiz,
yaşımız da elliye yakın,
daha da on sekiz sene olsun açılmasına demir kapının.
Yine de dışarıyla birlikte yaşayacağız,
insanları, hayvanları, kavgası ve rüzgarıyla
yani, duvarın ardındaki dışarıyla.

Yani, nasıl ve nerede olursak olalım
hiç ölünmeyecekmiş gibi yaşanacak...

1948

3

Bu dünya soğuyacak,
yıldızların arasında bir yıldız,
hem de en ufacıklarından,
mavi kadifede bir yaldız zerresi yani,
yani bu koskocaman dünyamız.

Bu dünya soğuyacak günün birinde,
hatta bir buz yığını
yahut ölü bir bulut gibi de değil,
boş bir ceviz gibi yuvarlanacak
zifiri karanlıkta uçsuz bucaksız.

Şimdiden çekilecek acısı bunun,
duyulacak mahzunluğu şimdiden.
Böylesine sevilecek bu dünya
'Yaşadım' diyebilmen için...

1948

NAZIM HİKMET

2 Aralık 2007 Pazar

Elveda Facebook!


Sevgili Arkadaşlarım ve Öğrencilerim,

Facebook hesabımı da kapattım. Yüzlerce arkadaşıma ulaşmak güzel oldu ama bunun masajlaşma trafiği bir o kadar da yıpratıcı ve zaman alıcı...
Ben çocukken hayatımda ne cep telefonu vardı ne de facebook... Ne kadar saf ve doğal bir yaşantım vardı..

Artık, daha basit ve sade bir hayat yaşamak istiyorum. Anneannemin civcivlerini kovaladığım günleri özlüyorum... Sobada kızartılan ekmek kokusunu arıyorum... Galiba büyüyorum...

Gökyüzünüz açık olsun!

Ay-lin:)

Elveda YTÜ ve İstanbul, merhaba BANÜ ve Bandırma!

                                                   Yaklaşık 15 yıl  #ARGEdeLiderYTÜ ’de (ve bir yıl dünyanın en saygın üniversitelerinden Co...