11 Ocak 2009 Pazar

Babam bir ırmaktı gökyüzüne aktı

Canım kardeşim ve babaanneciğim

Bir kız çocuğunun hayatta canını en çok acıtan olayların başında, herhalde canından çok sevdiği, biricik aşkı babasını kaybetmek geliyor... Öte yandan, günbegün canın daha çok acıyor; yolda el ele yürüyen bir baba-kızı görmek bile gözyaşlarının süzülmesine neden oluyor... Büyümek, çok zormuş... Evladını kaybetmek ise daha da kötü olmalı; canım babaanneciğim de her gün babam için gözyaşı döküyor... Anneciğim ise 26 yıllık hayat arkadaşını kaybettiği için mahvoldu...

Herkesin sevdikleriyle dolu dolu vakit geçirmesini diliyorum.

Aylin

Son olarak da sözü Ayşe Arman'a bırakıyorum; başı sağ olsun...

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/10749103.asp 'den 22:07'de alınmıştır:

Babam bir ırmaktı gökyüzüne aktı

O sabah ağlayarak uyandım. Hıçkıra hıçkıra. Elimde değil durduramıyorum. Rüyamda annem hamile, babamın çocuğunu doğurmaya çalışıyor.

Doğuramadı.

İçinde babamın bebeğiyle öldü.

O anda taş yutmuş gibi oldum.

Bir şey koptu bedenimden.

Kolum, bacağım gitti sanki...

Öyle hissettim.

*

Çekirdek külahı gibi, beyaz bir kefen içindeydi...

Tepesi mektup gibi katlanmış.

Açtım kefeni, baktım, annemin yüzü mosmor, dayak yemiş gibi, her yeri yara bere içinde, "Bizden gizlemiş meğer ne çok acı çekmiş" dedim.

O anda birden gözlerini araladı.

Çocuklarınki gibi bir çift mavi göz bana bakıyor.

Annemi çektim aldım o kefenin içinden, nasıl hafif, kuş gibi.

Alya ile oynadığımız bir oyun var, Alya benim kucağımda evin içinde dönüyoruz, "Güzel Alya" diyorum müzikli bir biçimde, o da "Güzel anne" diyor, "Aşkım kızım" diyorum, o da "Aşkım anne" diyor, dönüyoruz, gülüyoruz, dönüyoruz...

"Güzel Mami" dedim.

"Sen dünyanın en güzel, en iyi mamisisin..."

Utangaç bir biçimde gülümsedi.

Ben anneme oldum olası duygularımı açabildim, aklımdaki, yüreğimdeki neyse hep söyleyebildim.

Yine öyle yaptım.

Onu ne kadar çok sevdiğimi söyledim.

*

O anda fark ettim, o da ne, masanın üzerinde bir cenin duruyor.

"Bu kim?" dedim.

"Baban" dediler.

"Ona ne oldu?" dedim.

Dediler ki "Acı içti."

Bana bu bilgileri kim verdi bilmiyorum ama birileri verdiler işte.

"Acı içmek ne demek?" dedim, "Acı nasıl içilir?"

Anlattılar.

Acıyı, şurup şişesi gibi bir şişeye doldururmuşsun, uçmasın diye de tepesini sıkı sıkı telle sararmışsın, sonra da kafana dikip, yutarmışsın.

İşte öyle yapmış babam.

"Ya sonra ne olmuş?" dedim, korkarak.

Dediler ki "Acı, içinde patladı..."

"Ne yani öldü mü?"

"Evet."

Bir şey daha koptu gitti bedenimden...

Bu, daha kuvvetli bir kopuştu...

Çünkü babam, hayatım boyunca duygularımı ifade edemediğimdi, kafasından neler geçtiğini bilemediğimdi, soramadığımdı...

Onunla mesela kızımla oynadığım oyunu oynayamadım.

Hiçbir zaman.

Onu bırakın, babama hiçbir zaman doyasıya sarılamadım bile, belki çok küçükken, çünkü babamın görünmez duvarları vardı, hoşlanmazdı ona dokunulmasından, sarılınmasından, "Sen" bile diyemedim ben ona, o hep "Babacım siz..."di...

Böyle çok yakın ama mesafeli birini kaybettiğinde, biri elini içine sokuyor, ciğerini söküyor alıyor.

Hep varolduğunu, varolacağını varsaydığın vaktin sonundasın...

Hatta bitmiş...

Ve o çok sevdiğin bir insan, baban, sen onu tam olarak tanıyamadan gitmiş...

Kahrolduğunla kalıyorsun.

*

Rüyamda...

Bana "Öldü ama onu son kez görebilirsin" dediler.

"Hadi git vedalaş..."

En hoş, en havalı haliyle koltukta oturuyordu.

40’lı yaşlarındaydı, esmer Çukurovalı bir ten, ışıl ışıl gözler...

Sevgiyle, hayranlıkla ve biraz da duygularını ifade edemeyenlerin ürkekliğiyle baktım yüzüne, ağzımdan şu sözler dökülüverdi:

"Baba bu son değil di mi... Nasıl olsa görüşeceğiz di mi?"

Ondan onay istedim, teyit istedim.

Zaten hayat boyu istediğim buydu.

Hayatımdaki en değerli erkek tarafından onaylanmak.

Annemle ne kadar açık idiysem, babamla o kadar karmaşık, kapalı bir ilişkimiz vardı. İşte bir kere daha, her şeyi o beni onaylasın diye yaptığım adamın karşısındaydım.

İçimi rahatlatmak istercesine, "Tabii ki görüşeceğiz" dedi.

"Baba" dedim, "Bir hatam olduysa affet, ben seni çok seviyorum."

Nasıl rahatladım, nasıl rahatladım, sonunda söyleyebilmiştim.

O da "Tamam kızım" dedi en yumuşak sesiyle.

Babam, dünyanın en inat adamıdır çünkü.

Onun gururu, onuru, kendi doğruları, prensipleri her şeyden önemlidir. Nesli tükenen o müthiş, eski adamlar gibidir. Benim babam hayat boyu kimseye gebe kalmamıştır. Eğilip, bükülmemiştir. Sevmediği insanlarla görüşmemiştir, affetmemesi gerektiğine inanıyorsa, affetmemiştir, hayatı boyunca istemediği hiçbir şeyi yapmamış, istemediği hiçbir yere gitmemiştir.

O yüzden babamın bir ırmak gibi gökyüzüne aktığını düşünüyorum.

Kendi isteğiyle.

Benim babam bir hastalıktan uzun süre çekecek, hastanelerde aylarca sürünecek, elden ayaktan düşecek bir adam değildi.

Tuhaftı, biraz da ters, nevi şahsına münhasır...

Sağlık delisi biri değildi, sigarasından, içkisinden, yemeğinden asla taviz vermedi.

Kaç takla attık bir anjiyo yaptırabilmek için, başaramadık.

Kalp krizi onun kendine seçtiği, ani gelen ideal ölümdü.

Küt diye gidersin, dertsiz, tasasız, arkandakilere çektirmezsin.

O da öyle yaptı.

Babası Nevzat Arman gibi.

Ne var ki gereksiz yere elini çabuk tuttu.

Bu kadar acele de şart değildi.

Son anda bir şey dürttü, dedim ki rüyamda:

"Baba senin hiç mi hatan yoktu?"

Öyle bir baktı ki suratıma...

Sanki bir şeyler vardı anlatacağı...

Sanki biraz daha zorlasam dökülecekti...

Gördüm o ifadeyi yüzünde, gerçeği söyleyip söylememek arasındaki tereddüdünü...

Sonra da bir sır paylaşır gibi fısıldadı:

"Olmaz mı kızım... Benim de hatalarım oldu tabii. Hatasız kim var?"

Orada kesildi rüya.

*

Gözlerimi açtığımda içim oyulur gibi ağlıyordum.

O gün herkese anlattım bu rüyamı.

Anneme, Necla’ya, Demet’e, Eli’ye, Betul Hanım’a, ablama...

Uzun uzun...

Bütün gün babamın görüntüleri geçti beynimden.

Salak ben, herkesi aradım da bir onu aramadım, "Rüyamda sizin öldüğünüzü gördüm" muhabbetinden hoşlanmayacağını bildiğim için.

Ah salak ben.

Arasaydım son kez sesini duyabilecektim.

Birkaç saat sonra ablam aradı.

"Rüyan gerçek oldu" dedi hıçkırarak.

"Az önce babam kalp krizi geçirdi, onu kaybettik..."

Ölü evinden notlar

’Baba"yı kaybetmek gerçekten koyuyor. Yaşamadıysan, bu acıyı bilemiyorsun. "Annesini - babasını kaybetmişler" bu satırları okurken ne demek istediğimi anlıyordur. Ben eskiden anlamazdım, şimdi ben de o kulübe üyeyim. Alya’yı doğurduğumda biraz büyümüştüm, şimdi iyice büyüdüm.

Cenaze töreni İstanbul’dakilerden farklıydı. İstanbul’da Teşvikiye Camii’ne gidersin, dikilirsin, aileye baş sağlığı dilersin, sonra "vın" diye hayata, işe geri dönersin. Bazen çok yakın biri değilse, mezarlığa bile gitmezsin. Ama taşrada farklı. Genellikle camiler mezarlığın içinde, camiden toprağa vereceğin yere kadar yürüyerek gidebiliyorsun.

Bana korkunç gelmedi. Belki de babam diye. Tam tersine mutlu oldum onu son kez öpebildim diye. Mis gibi pırıl pırıldı saçları, yeni kesilmişti, o gün de tıraş olmuştu. Yüzünde belli belirsiz, "Yaptım yine yapacağımı, sizi şaşırttım değil mi?" ifadesi. Eli de açıktaydı. Elini de tuttum, alnından da öptüm. Saçlarını da sevdim, güle güle babacım dedim.

İnsanı en acıtan toprağa verme kısmı. İşte o zaman, bir daha görmeyeceğin duygusu dank ediyor. "Aman" diyorsun "Dikkat edin, kafasını bir yere çarpmayın, canı acımasın." Ondan sonrasında kopuyorsun zaten.

Bir kere daha gördüm ki, kardeşin varsa, acıya tahammül gücün artıyor. Ablam Suna, kardeşim Nevzat ve eniştem Keko ile (abim sayılır) kenetlendik. Amcam Ali Arman ve halam Huriş de öyle. Onlar hem annelerini hem babalarını kaybettiler, anlattıklarına göre kardeş acısı da en az o acılar kadar felaket bir acıymış.

Ben daha tek tip cenazelere alışığım. Benzer kültürler, benzer insanlar. Babamınki öyle değildi. Farklı kesimlerden insanlar vardı. Valisinden oto elektrikçisine, Avusturya Lisesi’nden arkadaşlarından İsviçre’de yaşayan nikah şahidine, 30 yıldır görmediğimiz alt komşulardan köydeki odacılara, evdecilere, bahçecilere kadar. Rakı vermediği için kavga ettiği kebapçısı bile oradaydı. Düğünler davetiyelidir, sayılı insan gelir, ama cenazeler öyle değil, duyan gelir. Görülmemiş bir kalabalık vardı.

Arayan, mesaj atan, mesaj bırakan, e-mail atan, çelenk yollayan, Türk Eğitim Vakfı’na bağışta bulunan herkese, herkese çok çok teşekkür ederim. Bizi yalnız bırakmadınız, acımızı paylaştınız. Bakanlar, siyasiler, medya dünyası, gazeteciler, sanatçılar, çalışma arkadaşlarım, ilkokul arkadaşlarım, lise arkadaşlarımız, çocukluk arkadaşlarımız ve dostlarımız sağ olun, var olun. Hakkınızı nasıl öderiz bilemiyorum. O kadar geniş bir ilgi söz konusuydu ki şaşkınlıkla izledim.

Bir de insan beyni tuhafmış, arayan, sana ulaşan herkesi bir şekilde biliyorsun, kaydediyorsun. Kendi kendine "Aman Allah’ım, bilmem kimin babası öldüğünde, ben rahatsız ederim diye aramamıştım" diyorsun. Bundan sonra daha duyarlı bir insan olmaya gayret edeceğim.

7 gündür evdeyiz. Taşra adetleri farklı. İki katlı evin her yeri dolu. Ve sürekli yemek geliyor. Baklavalar, börekler, tatlılar, aklınıza ne gelirse. "Onlar şimdi acılı, yemek memek düşünemezler" diyen, tenceresini kapıyor soluğu bizim evde alıyor. Her akşam ya babamın, ya annemin, ya da ablamın bir arkadaşı yemek veriyor. Evin için yetmiyor, bahçeye ışıldaklar, ısıtıcılar konuyor, kapıdan içeri giren herkes önce sofraya davet ediliyor. Müthiş bir şey. İnanılmaz bir birlik, beraberlik, kah gülünüyor, kah ağlanıyor.

Murat Hoca her akşam Kuran okumaya geliyor. Sureleri okuduktan sonra, Türkçe meallerini anlatıyor, insanın içi huzur doluyor. Ne dediğini de anlıyorsun. Ses tonu da güzel. Üstelik son derece modern bir hoca.

İlk flörtüm, ilk sevgilim, ilk kocam da geldi. Hayat boyu değdiğim, benim için önemi olan bütün erkekler babamın cenazesinde bir şekilde buluştu. Evet, hepsini bir arada görmek bana da bir tuhaf geldi ama olabiliyormuş. Hepsi oturup birlikte sohbet ettiler.

İnternetteki fotoğraflarımı görünce ben de üzüldüm kendime. En aciz, en zayıf, en ağlak halimle oradayım. Ama babam öldü, ağlamayacağım da ne yapacağım. İnsanların şaşırmasına şaşırıyorum.

’Allah bu acıyı unutturmasın" çok hoşuma giden bir söz. Allah hiçbirimize yaşadığımız acıları unutturacak daha kötü acılar yaşatmasın.

Kardeşim Nevzat, Montblanc’da sevgili Yeliz’e bir helikopterde tek taş yüzük çıkarıp evlenme teklif ediyor. İçinden öyle geldiği için de ağlıyor, Yeliz kabul ediyor ama o da ağlıyor. Helikopterin gürültüsünden de Nevzat’a bir türlü "Evet"ini duyuramıyor, inince "Senin karın olmaktan gurur duyarım" diyor. Gidiyorlar bir yerde babamla annemin en sevdiği şarabı açtırıyorlar. Babamı arayıp, müjdeli haberi veriyorlar, "Demek nişanladınız çok sevindim" diyor. 24 saat bile geçmeden babamın ölüm haberi geliyor.

Salvador Dali ve Gala



Yazı ve foto.lar eklenecektir. Ay-lin:)

6 Ocak 2009 Salı

(Bilgilendirme: Okulda değilim ve) 'Yılın Yıldızları' Hakkında

Merhaba Arkadaşlar,

ABD için sağlık raporu ve benzeri işlemleri yetiştirmek zorunda olduğumdan, bu gün ve yarın okulda değilim. Epostalara ve buradan attığınız mesajlara bakamıyorum; çok aşırı yoğunum. Anlayışınıza sığınıyorum.

Aşağıda detaylarını göreceğiniz gecede görüşmek üzere! Emeği geçen herkesi tebrik ediyorum; darısı yeni kulübümüzün başına efendim;)

Ay-lin:), mutlu karınca

http://www.yilinyildizlari.com/

http://www.yildizik.com/haberGuncel.aspx?ID=268


Yılın Yıldızları 08 Ödül Töreni 7 Ocak Gecesi YTU Oditoryum Salonunda

Yıldız Teknik Üniversitesi öğrencilerinin yıl içindeki sosyal ve kültürel eğilimlerini belirlemek amacıyla düzenlenen Yılın Yıldızları 2008 Gecesine artık sadece günler kaldı.. 3000 Yıldız Teknik Üniversitesi öğrencisinin belirleyip ödül alanların katılımıyla gerçekleşen ödül töreni 7 Ocak 2009 Çarşamba Gecesi Yıldız Teknik Üniversitesi Merkez Kampüs Oditoryum Salonunda aşağıda ismi geçen sanat, medya, müzik ve iş dünyasından insanların katılımıyla gerçekleşecektir.

Türkiyenin en prestijli öğrenci ödülleri demekten gurur duyduğumuz bu geceye katılım için öncelik Yıldız İşletme Kulübü üyelerinin olacaktır.. Salonun sınırlı kapasitesi ve sanat, medya ,müzik ve iş dünyasından katılımın çok olması nedeniyle istemeden de olsa katılacak seyirci sayısına bir sınırlama koymamız gerekmektedir.. Tüm girişlerin DAVETİYE li olacağı Yılın Yıldızları 2008 Gecesi için 200 kişilik Yıldız İşletme Kulübü üyesi kontenjanımız vardır. Bu yüzden gecede konuklarla birlikte olmak isteyen arkadaşların 26 Aralık 2008 Cuma akşamına kadar yilinyildizlari@gmail.com mail adresine isim soyisim ve isimlerine yazılan davetiyeleri hangi işletme kulübü odasından (Yıldız Merkez Kampüs ya da Davutpaşa Kampüsü) alıcaklarını yazmaları yeterli olucaktır.. Davetiye dağıtımı 29 Aralık - 5 Ocak tarihleri arasında belirtilen kulüp odalarından yapılacaktır..


Yaklaşık bir aylık emeğin sonucu hazırlanan anket sonuçları ve bu doğrultuda gece de ödül alacakların listesi aşağıda belirtildiği gibidir. Emeği geçen herkese teşekkürler..

1- Yılın En Beğenilen Gazetesi
HÜRRİYET

2- Yılın En Beğenilen Köşe Yazarı
CAN DÜNDAR

3- Yılın En Beğenilen Ekonomi ve İş Dergisi
FORBES

4- Yılın En Beğenilen Yazarı ve Kitabı
TURGUT ÖZAKMAN - DİRİLİŞ

5- Yılın En Beğenilen Kanalı
NTV

6- Yılın En Beğenilen Haber Program Yapımcısı
UĞUR DÜNDAR

7- Yılın En Beğenilen Haber Spikeri
ALİ KIRCA

8- Yılın En Beğenilen Eğlence - Show Programı
ÇOK GÜZEL HAREKETLER BUNLAR

9-Yılın En Beğenilen Spor Programı
%100 FUTBOL

10- Yılın En Beğenilen Kültür Sanat Programı
BİR YUDUM İNSAN

11- Yılın En Beğenilen Dizi Filmi
AVRUPA YAKASI

12- Yılın En Beğenilen Türk Filmi
ISSIZ ADAM

13- Yılın En Beğenilen Kadın Oyuncusu
BİNNUR KAYA - AVRUPA YAKASI

14- Yılın En Beğenilen Erkek Oyuncusu
ŞENER ŞEN - KABADAYI

15- Yılın En Beğenilen Kadın Tiyatro Oyuncusu
BENNU YILDIRIMLAR - ÜÇ KIZ KARDEŞ

16- Yılın En Beğenilen Erkek Tiyatro Oyuncusu
HALDUN DORMEN - KİBARLIK BUDALASI

17- Yılın En Beğenilen Radyo İstasyonu
POWERTURK

18- Yılın En Beğenilen Radyo Programı
MATRAX- ZEKİ KAYAHAN COŞKUN

19- Yılın En Beğenilen Kadın Şarkıcısı
FUNDA ARAR

20- Yılın En Beğenilen Erkek Sanatçısı
TEOMAN

21- Yılın En Beğenilen Müzik Grubu
PİNHANİ

22- Yılın En Beğenilen Sporcusu
KENAN SOFUOĞLU

23- Yılın En Beğenilen Ekonomisti
GÜNGÖR URAS

24- Yılın En Beğenilen Reklam Filmi
TURKCELL REKLAMLARI

25- Yılın En Beğenilen İş Kadını / Adamı
GÜLER SABANCI

26- Yılın En Beğenilen Şirketi
TURKCELL

27- Yılın En Beğenilen Sosyal Sorumluluk Projesi
MİLLİYET - BABA BENİ OKULA GÖNDER

28- Yılın En Beğenilen Bankası
İŞ BANKASI

YILDIZ İŞLETME KULÜBÜ

29 Aralık 2008 Pazartesi

Pasaport...

















Su altında küçük bir anlaşmazlık yaşarken
(Peki tamam. Bu, ben değilim:) Sadece hayal kuruyorum.:P)


Yazı eklenecektir. Ay-lin:)

Not. Az önce keşfettiğim bir şehir haritası: Boston CVB City Map
http://map.mapnetwork.com/destination/boston/cvb/

Bir de şu Boston posterini çok tatlı buldum:

( http://www.aviewoncities.com/boston/bostonposters.htm 'den 30.12.2008'de 00:19'da alınmıştır.)

28 Aralık 2008 Pazar

İnsan -ve- Hakları


Ay-lin:)'in öğrencileriyle Topkapı Sarayı'nı fethinden bir hatıra...


Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği'nin (ÇYDD) Beşiktaş Şubesi'nin davetiyle, dün 14:30-16:00'da Yıldız Teknik Üniversitesi, Oditoryum'da 'İnsan -ve- Hakları' konusunda bir seminer verdim. Bu alan, uzmanlık alanım olmasa da öğrencilere 'insan' kavramı konusunda beyin fırtınası yaptırmaya, İnsan Hakları'nın Dünya Tarihi'nde ve ülkemizdeki tarihsel gelişimini anlatmaya çalıştım. Konuşmamı Kadın -ve- Hakları boyutuyla bitirdim.

Dilerim öğrencilerin kafalarında soru işaretleri oluşmuştur ve günbegün daha çok okurlar... Salonda 60'a yakın dinleyiciden sadece yedi tanesi Anayasa'mızı okumuş olduğu ifade etti ben sorunca...

Biz öğretmenlere çok büyük görevler düşüyor aslında; sadece akademik bilgi verip gitmek olmamalı öğretmenlik; daha güzeli okuduğumuz kitapla, paylaştığımız insan manzaralarıyla, içten gülümsememizle örnek olmalı ve IŞIK olmalıyız...

Sevgilerimle,

Ay-lin:)

Önce Çocuklar: Bağışıklama


KKK; Trimovax, WDRL, Anti-HIV, vs.

Yazı eklenecektir. Ay-lin:)

-----------------------------------------------------------------------------------

http://www.unicef.org/turkey/dn_2006/_mc33.html 'den 28.12.2008'de 14:56'da alınmıştır:

Aşı hayat kurtarır

Durum

Difteri, boğmaca, tetanos, tüberküloz, hepatit B, çocuk felci ve kızamık, özellikle çocuklar için tehlikeli olan, potansiyel olarak ölümcül hastalıklardır. Bu yedi hastalığın hepsi de aşı ile önlenebilmektedir, ancak 2003 Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırmasına göre (TNSA), beş yaşın altındaki çocukların sadece %45’inin (kırsal alanlarda %34,4) bu gerekli aşıları birinci doğum günlerinden önce yaptırılmıştır. Bebek ölüm oranları düşüyor olsa da, hala OECD ortalamasından dört kat daha yüksektir.

Bebeklikte bağışıklamanın çocuklara sağladığı faydanın pek bilinmemesi, bir çok anne–babanın aktif olarak sağlık hizmetleri arayışına girmediğini göstermektedir. Aşıların potansiyel olabilecek zararlı etkileri hakkındaki asılsız söylentiler ve spekülasyonlar nüfusun eğitimsiz kesiminde kişilerin düşüncelerini olumsuz yönde etkilemiştir. Kırsal alanlarda ise sağlık hizmetlerine erişim zaten sınırlı olduğundan, aşılamaya olan talepde düşüktür.

Geçmişte, sağlık çalışanları bağışıklama oranlarını arttırmak için ülke genelinde aşı kampanyaları düzenlemişlerdir. Örneğin, başarılı bir dizi Ulusal Aşı Günleri, Türkiye’nin Haziran 2002’de çocuk felcinden arınmış bir ülke olarak onaylanmasına öncülük etmiştir. Dünya genelinde engellenebilir çocuk ölümlerinin başlıca nedeni olan kızamıkla mücadelede de önemli ilerlemeler kaydedilmiş, 2003 yılından bu yana çocukların %83’ü bu hastalığa karşı bağışıklanmıştır.

Aşı kampanyaları aşılı çocuk oranlarını arttırmaya yardımcı olsa da, maliyetleri etkin değildir ve hiçbir zaman maksimum kapsama alanını garanti etmezler. Oysa, her yıl 1.440.000 bebek dünyaya gelmektedir ve bu bebeklerin bir yaşından önce tüm aşılarını yaptırmış olma şansı yüzde elliden azdır.

Çözüm

Çocukların birinci doğum gününden önce gerekli aşılarını yaparak maksimum koruma elde etmek için standart bir rutin bağışıklama sistemi daha verimli ve maliyet etkin bir yoldur. Kampanya logosu her çocuk için rutin bağışıklama takvimini içermektedir.

Sağlık sistemi içinde rutin bağışıklama prosedürlerini oluşturmak için:

Bağışıklama oranlarının düşük olduğu yerlere ek kaynaklar ve sağlık çalışanları tahsis edilmelidir;
kendi yapacakları masraflardan çekinen ve bu nedenle de sağlık hizmetlerinden yararlanma konusunda isteksiz davranan düşük gelirli ailelere özen gösterilmelidir;
sağlık çalışanları, çocuklarının rutin bağışıklama kapsamındaki tüm aşıları yaptırmasını sağlamak için anneleri teşvik etmeye ve annelerle iletişim kurmaya yönelik olarak eğitilmelidir;
uzak kırsal alanlara düzenli ziyaretlerde bulunacak ve bebeklere yönelik aşı prosedürlerini takip edecek gezici sağlık ekipleri oluşturulmalıdır;
tüm çocukların nitelikli sağlık çalışanları tarafından düzenli bağışıklanmasını desteklemek, rutin bağışıklamanın yararlarını açıklığa kavuşturmak ve bu konudaki önyargılarla mücadele etmek için toplum liderleri ve dini liderler eğitilmelidir.
Rutin bağışıklama prosedürleri, tüm yeni doğan çocukların nüfusa kaydedilmesini (ki kırsal alanlarda bu açıdan problemler vardır) sağlayacak bir ‘kontrol’ mekanizmasına bağlanabilir. Doğum ve nüfus kayıtlarının daha eksiksiz yapılması, çocukların kaydettikleri ilerlemelerin ve genel olarak gelişim ihtiyaçlarının daha iyi izlenebilmesine yardımcı olacaktır.

Hedef

Rutin bağışıklama uygulaması çocukların en az %90’na ulaşacak ve Türkiye’de her çocuğun hayatta kalmasını, sağlıklı bir şekilde büyümesini ve gelişmesini sağlamaya yardımcı olacaktır.

Ülke çapındaki bu çalışma:

Çalışmanın sürdürülebilirliğini sağlamak için Sağlık Bakanlığına teknik kaynak ve destek sağlanması;
özel sektörden ek mali kaynaklar temin edilmesi;
medya yoluyla, bağışıklamanın faydaları konusunda kamuoyunun farkındalığının arttırılması;
rutin bağışıklamanın faydaları konusunda ebeveynleri bilgilendirmek için toplum düzeyinde savunuculuk etkinliklerinin yapılmasını;
yeni doğan bebeklerin bir yaşına gelmeden önce bağışıklanmasını sağlamak için tüm yeni ve müstakbel annelerin bilgilendirilmesini;
tüm çocuklar için rutin bağışıklama eylem planları geliştirmek ve bu planları izlemek üzere sağlık çalışanlarının kapasitelerinin artırılmasını;
sağlık ocağı personeline eğitim setleri temin etmek, düşük gelirli ve zor ulaşılan gruplar için sağlık hizmetlerine erişimi nasıl iyileştirebileceklerini anlatılmasını içerecektir.

Sonuç

Eğer tüm çocukların birinci yaşlarından önce başlıca çocuk hastalıklarına karşı rutin bağışıklamaları yapılırsa:

Bebek ve çocuk ölüm oranları azalacaktır;
çocuklarda fiziksel ve zihinsel bozuklukların görülme sıklığı azalacaktır;
daha sağlıklı çocuklar okulda daha başarılı olacaktır;
temel sağlık hizmetlerinin kalitesi iyileşecektir.

Bağışıklamanın Türkiye için anlamı çok büyüktür.

Bu sayede:

Ülke kızamıktan kurtulacaktır;
dördüncü Binyıl Kalkınma Hedefi’ne (BKH) (Çocuk ölümlerinin azaltılması) ulaşılmış olacaktır;
halihazırdaki çocuklar ileride ekonomiye en iyi şekilde katkıda bulunacak sağlıklı, mutlu yetişkinler olacaklardır.

Sponsorlar için:

Rutin bağışıklama çocukların bakımı ve hastalıklardan korunması için bir süreç olarak yeniden gündeme girmelidir. Programın geniş hedef kitlesine ulaşabilmesi için yüksek bir kamuoyu desteğine ihtiyacı vardır; program bu nedenle sponsor markalara seslerini duyurabilmeleri için büyük bir izler kitle vaat etmektedir.

Sağlık ocakları için temin edilecek tüm kamuoyu bilgilendirme materyalleri ve eğitim setleri sponsor kurum, işletme ve şirketlerin markasını taşıyacaktır.

Bağışıklama programına sponsor olmak özel sektörün hem bugünün çocuklarına hem de geleceğin Türkiye’sine yapabileceği en önemli katkılardan biridir.

Çocuk ölümlerini azaltacak bir çalışmayı destekleyen özel sektör yatırımları sadece çocuk ve ailelerine yarar sağlamakla kalmayacak, ayrıca sponsorun halk gözündeki imajını daha da olumlu bir noktaya getirecektir.

Bütçe (ABD doları)
Toplam 600.000

Eğitim 200.000
Farkındalık arttırma
(ebeveynler için) 200.000
Görsel–işitsel ekipmanlar 200.000

Çocuklar için ve çocuklarla birlikte yaptığımız çalışmalarımızı desteklemek isterseniz lütfen UNICEF Türkiye Milli Komitesi web sitesini ziyaret ediniz ve hemen şimdi web sitemizden bağışta bulunabilirsiniz!

Daha büyük bağış yapmak isteyenler için banka hesap numaraları:

Türkiye İş Bankası, Ankara, Çankaya şubesi 500;
ve Garanti Bankası, Ankara, Çankaya şubesi 629 00 00.

Elveda YTÜ ve İstanbul, merhaba BANÜ ve Bandırma!

                                                   Yaklaşık 15 yıl  #ARGEdeLiderYTÜ ’de (ve bir yıl dünyanın en saygın üniversitelerinden Co...