3 Ocak 2011 Pazartesi

Kan ve Trombosit bagislar misiniz?

Yildizlilar Kan ve Trombosit bagisi yapiyorlar! Yarin -4 Ocak SALI- Davutpasa Yemekhanesinden 13:00`te; Besiktas yerleskesindeki Iktisat binasinin ordaki giristen 14:00`te servis kalkacak. Kendi imkanlariyla gitmek isteyenler, Capa Kan Merkezi`nde 13:00-16:00 arasinda melek ogrencilerim olacaklar; onlar orda size yardimci olacaklardir. Verilen kanlar Onkoloji`de tedavi goren cocuklar icin kullanilacak. Iletişim: Davutpaşa 05556201846, Beşiktaş 05057388926 
Cana can katmak dilegiyle!
Aylin
Lutfen bakiniz:http://yildiztog.blogspot.com/2010/12/kan-bagslar-msn.html 


Not: Melek Şenyurt
Kimler kan verebilir ?

Donör: Kan bağışı yapan kişi.

Yaş: 18 - 65 yaşları arasında olan her sağlıklı kişi kan verebilir.

Sıklık: Erkekler,en sık 2 ayda bir; kadınlar ise, en sık 3 ayda bir olmak üzere ve yılda toplam 4 üniteyi geçmemek koşuluyla kan verebilirler.

Vücut Ağırlığı: 50 kg'ın üzerinde olan herkes kan bağışı yapabilir.

Miktar: Bağışlanan kan standart olarak 450 mL'dir. İnsan vücudunda toplam 5000-6000 mL kan olduğu düşünülürse, bu miktar, toplam kan hacminin sadece % 7,5-9' u kadardır.Kan bağışını takiben, eksilen sıvı hacmi, damar dışındaki sıvının, damar içine geçmesiyle saatler içerisinde karşılanır. Hücrelerin yenilenmesi süreci ise, 2 ay kadardır. Düzenli aralıklarla yapılan kan bağışının sağlık açısından herhangi bir sakıncası olmadığı gibi, aksine bir çok yararı mevcuttur.

Anemi: Kansızlık, elbetteki kan bağışı için engeldir. Günlük yaşamın olağan sayılabilecek ve çoğunlukla psikolojik kaynaklı olan halsizlik, bitkinlik gibi durumlar, anemi olarak algılanmamalıdır. Anemi tanısı, kan testleriyle yapılmaktadır. Kan bağışı için kriter hemoglobin değeridir..

Saklama: Kanın saklanma süresi, torba içindeki antikoagülan solüsyonun niteliğine bağlıdır. Bugün kullanılmakta olan torbalarda bu süre 35-42 gündür.Bu süre, kanın tüketimi için fazlasıyla yeterli bir depolama süresidir.

Sterilite: Kan torbaları, tek kullanımlık ve steril olarak imal edilmektedir. Bu sebeple, kan bağışı sırasında donöre herhangi bir hastalık bulaştırılması söz konusu değildir.

Yan Etki: Kan bağışının, kilo aldırma, zayıflatma, halsiz bırakma, kaşıntı ve bağımlılık gibi yan etkileri yoktur. İlaç Kullanımı: Almış olduğunuz ilaçlar, kanınıza geçmektedir. Bu ilaçlardan bazıları kan bağışı yapmaya engel teşkil eder.Kan bağışından önce, eğer sağlığınız açısından mecbur değilseniz, ilaç almayınız. Almak durumundaysanız, kan verip veremeyeceğinizi kan merkezi doktorlarına danışabilinir.

1.Aspirin kullanımı: Kan bağışına engel değildir. Sadece, trombosit amaçlı kal alımında veya tromboferezde dikkat edilmelidir.
2.Tegison (Sedef hastalığında kullanılan bir ilaç) kullananlar, ilacı kestikten 3 yıl sonra kan verebilir.
3.Accutan veya benzeri retinoik asit türevi ilaçları kullananlar, ilacı bıraktıktan 4 hafta sonra gönüllü donör olabilir.
4.Faktör konsantresi kullananlar, donör olamazlar.
Tansiyon: Sistolik kan basıncı 180 mmHg'yı, diastolik kan basıncı ise, 100 mmHg'yı aşmamalıdır.

Hastalıklar: Yine bazı hastalıklar da ilaçlar gibi kan bağışına sürekli veya belli bir dönem için engel oluşturmaktadır. Bu hastalıklara ilişkin bazı bilgiler aşağıda belirtilmiştir.( Aşağıda olmayan hastalıklar için, kan merkezlerinden bilgi alınabilir.)

Kimler kan veremez?

1.Hepatit B (Hiçbir zaman kan veremezler)
2.Hepatit C (Hiçbir zaman kan veremezler)
3.AIDS (Hiçbir zaman kan veremezler)
4.Sıtma (Tedavinin sağlanmasından 3 yıl sonradan itibaren kan verebilirler)
5.Frengi geçiren hastalar, iyileşmeden 1 yıl sonra kan verebilirler.
6.Creutzfeldt-Jacob hastalığı olanlar, hiçbir zaman kan veremez.
7.Chagas Hastalığı ( Alınan kan sadece fraksinasyon amaçlı kullanılabilir)
8.Tüberküloz (Tedavinin sağlanmasından 5 yıl sonra kan verebilirler)
9.Diabet (İlaç kullanmayan veya ilaç kullandığı halde, kan şekeri regüle edilmiş olanlar kan verebilir)
10.Anemi (Anemi teşhisi konmuş kişiler kan bağışçısı olamazlar)
11.Gebeler kan veremez. Doğum veya gebeliğin sonlan(dırıl)masından 6 hafta sonra kan verebilirler.
12.Koroner kalp hastalığı, angina pektoris, ciddi kardiyak aritmi, serebrovasküler hastalıklar, arteriyal tromboz veya rekküren venöz trombozu olan kişiler kan veremezler.
13.Alerji ( Astım hastaları kan veremez. Polen alerjisi olanlar ise, sadece alerjileri oldukları dönemde kan veremezler.)
14.Otoimmün hastalığı olanlar kan veremezler.
15.Kanama diatezi (Kanama eğilimi) olanlar ömür boyu kan veremezler.
16.Bronşit (Kronik bronşit hastaları kan veremez)
17.Kronik nefrit ve pyelonefritli hastalar kan veremez. Akut glomerulonefrit geçirmiş olanlar ise, iyileşmeden 5 yıl sonra bağış yapabilir.
18.Malign (Habis) hastalığı olanlar, gönüllü donör olarak kabul edilmezler.
19.Brusella almış olanlar, tam iyileşmeyi takiben iki sene sonra kan bağışı gönüllüsü olabilirler.
20.Epilepsi hastaları, kan veremezler.
21.Osteomyelit geçirmiş hastalar, tam düzelmeden 5 yıl sonra kan verebilirler.
22.Cerrahi: Büyük ameliyatlardan sonra 6 ay boyunca kan bağışı alınmaz.Mide rezeksiyonu geçirenler ise, hiçbir zaman donör olamazlar.
23.Transfüzyon: Kan veya kan ürünü alan donörler, 1 yıl boyunca kan veremezler.
24.Attenüe virus aşısı yapılmış olanlar 3 hafta kan veremez.( Su çiçeği, sarı humma, kızamık, kızamıkçık, oral polio, kabakulak)
25.Ölü bakteri aşısı olanlar, 5 gün donör olamazlar.( Kolera, tifo, antrax)
26.İnaktif virus aşısı ve toxoid alanlar ise 3 gün kan veremezler ( Polio-injeksiyon , influenza, rabies, difteri, tetanoz)

Kan Bağışı nasıl yapılır?

Kan merkezine gelen gönüllüler yani donörler, ilk olarak donör formunu doldurur. Bu form, kişinin donör olup olamayacağını anlamaya yönelik bazı sorulardan oluşmaktadır. Formun ikinci sayfasında ise, kişiye ait kimlik, adres ve bağış bilgileri bulunmaktadır. Donör olabilmek için gerekli koşullardan biri, Hemoglobin düzeyinin istenilen değerlere sahip olmasıdır. Toplumumuzda oldukça sık rastlanan anemi hastalığı, yani kansızlık, elbetteki kan bağışı için en sık karşılaşılan engeldir. Erkeklerde 13,5 g/dL'nin, kadınlarda ise,12,5 g/dL'nin üzerindeki hemoglobin değerleri donör olunması için yeterlidir. Bu testler, kan merkezlerinde Bakır Sülfat Solüsyonu kullanılarak yapılmaktadır.

Kişinin hemoglobin düzeyi, kan bağışı için uygunsa, arteriyal tansiyon ölçümüne geçilir. Sistolik tansiyon 180 mmHg'nın, diyastolik tansiyon ise 100 mmHg'nın üzerinde olmadığı sürece, kan bağışı yapılabilir. Kan alma yatağına uzanan gönüllü donörler, kan alımı için uygun bir damar belirlenir ve antiseptik bir solüsyonla, içten dışa doğru dairesel olarak cilt temizliği yapılır. Antiseptik solüsyonun etkinliğini sağlayabilmesi için kuruması beklenmelidir. Bu süre, kullanılan sıvıya bağlıdır, ancak genellikle 30-45 sn kadar beklemek yeterli olur. Ardından sterilite şartlarını bozmamak kaydıyla, damara girilir.

İğnenin damara sokulmasıyla birlikte kan torbası dolmaya başlar. Torba içindeki antikoagülan sıvı ile kanın iyice karışması sağlanmalıdır. Bu işlem manuel olarak yapılabileceği gibi, otomatik kan alma cihazları (Sağ alttaki fotoğraf) ile daha sağlıklı olarak gerçekleştirilebilir.

Kan alma işlemi yaklaşık olarak 6-10 dakika kadar sürer. Bu süre komponent imalatı açısından önemlidir. İğnenin damardan çıkarılmasınından sonra, cilt bölgesi tekrar dezenfekte edilir ve steril bir gazlı bezle kapatılır. Donörün birkaç dakika kompres yapması sağlanır. Kan torbasının seti kapatıldıktan sonra iğneye doğru olan kısım kesilir. Setin bu kısmından alınan kan örneği test çalışmalarında kullanılır. İğne kısmı da kesilerek setten ayırılır.

Kan Vermenin Faydaları

Kemik iliğinin yağlanmasını önleyip, kan yapımı canlı tutulur.
Verilen kanın yerine, anında vücuttan genç hücreler dolaşımına katıldığı için, bağışçı daha dinç ve canlı olur.
Kandaki yüksek yağ oranı düşer.
Kan bağışı kalp krizi ihtimalini %90 azaltır.
Kan bağışlayan kişide baş ağrısı, stres, yüksek tansiyon, yorgunluk gibi rahatsızlıkların giderilmesinde çok büyük katkısı olur.
Kan bağışçısı her kan verdiğinde: AIDS , Hepatit B , Hepatit C , Sifiliz ve Kan grubu taramasından ücretsiz olarak yararlanmış olur.
Trafik kazasında yaralanan bir kimsenin, kan uyuşmazlığı olan bir bebeğin, kan bulunmazsa ölecek bir hastanın sizin verdiğiniz kanla kurtulmasının, size verdiği manevi duygu ölçüsüzdür. Bağışınız çok insancıl ve onurlu bir davranıştır.

KAN GRUBUNUZUN SIKLIĞINI BİLİYORMUSUNUZ ?

Aşağıdaki tabloda bölgemizdeki donörlerin kan gruplarının her yüz kişideki rastlanma sıklığı gösterilmektedir.

Genel olarak her hastaya kendi grubundan kan verilmek zorundadır.
A ve O grubu en yaygın tip olmakla beraber aynı zamanda en sık aranılan da gruptur.
Kan grubunuzu bağış sırasında öğrenebilirsiniz.

A


B


AB negatif

%32

O

Rh Pozitif


% 39


% 14


% 5


% 29

Rh Negatif


% 6


% 2


% 1


% 4

%30

%1000

Kan vermek için 60 kilo en ideal kilodur. Ancak hasta veya hamile kadınlar kan vermek zorunda değildir.

1 Ocak 2011 Cumartesi

YENİ YILLARIN TÜRKÇESİ :)


YENİ YILLARIN TÜRKÇESİ

Yeni yilinzi kutlerim! (Gagauz Türkçesi)
Yeni iliniz mübarek olsun! (Azerbaycan Türkçesi)
Teze iliniz mübarek! (Baku dışındaki Azerbaycan ağızlarında)
Teze yılınız gutlayarın! (Türkmen Türkçesi)
Yengi iliwiz mubarak olsun! (Kerkük/Erbil Türkmen Türkçesi)
Yengi iliyiz mubarak olsun! (Diğer Kuzey Irak Türkmenleri)
Yengi yılıngız mübarek bolsun! (Üzbek Türkçesi)
Yengi yılıngız a mübarek bolsun! (Yeni Uygur Türkçesi)
Cangı cılıngız kuttu bolsun! (Kırgız Türkçesi)
Canga cılıngız kuttı bolsın! veya Cana cılınız ben! (Kazak Türkçesi)
Cange cılıngız kuttı bolsı! (Karakalpak Türkçesi)
Sezne yanga yıl belen tebrik item! (Tatar Türkçesi)
Yangı yılıngız kayırlığı (mubarek) olsun! (Kırım Tatarcası)
Ceni cılınız kutlu bolsun! (Moldova Tatar agzı)
Hezze yangı yıl menen kotlayım! (Başkırt Türkçesi)
Cangngı cılığıznı alığılayma! (Karaçay-Malkar Türkçesi)
Yana yılınız men! (Nogay Türkçesi)
Yangı yılıgız kutlu bolsun! (Kalmuk Türkçesi)
Sizni yanhı yıl bıla kutleymın! (Karay/Karaim Türkçesi)
Naa çılnang alı stapçam  irerni! (Harkas Türkçesi)
Caa çıl-bile bayır çedirip orımen! (Tuva Türkçesi)
Slerdi cangı cılla utkup turum! (Altay Türkçesi)
Naa çıl çakı polzun! (Şor Türkçesi)
Ehigini çanga cılınan eğerdeliibin! (Sahaca / Yakutça)
Sene sul yaçepe salamlatap! (Çuvaşça)

27 Aralık 2010 Pazartesi

RÜYA GÖREN KIZ


Edirne Uzunköprü Adalet Gazetesi
Yıldız Teknik Üniversitesi
Öğr. Gör. Aylin Yavaş, aylinyavas@gmail.com

RÜYA GÖREN KIZ
‘‘Anne ile dolu geçmişe gülümseyen bir yüz…
İntihar eden bir kadının kendisi ve geçmişiyle hesaplaşması…
Gerçek hayatta yaşamak yerine zihnindeki dünyada var olmayı seçen bir minyatür sanatçısı… Evliliği boyunca kişiliği örselenmiş bir eski İstanbul hanımı…
Tekdüze giden yaşantısına bir tat katmak isteyen Gülsüm’ün hayal kırıklığı…
Renklerle, sorgulamalarla çevrili bir adam…
Ve arafta kalan dört ruh…’’
Bunların hepsinin bir arada olduğu ‘‘Rüya Gören Kız’’ adlı öykü kitabıyla Nil Esra Başaran bizi sözcüklerin evrenine sürüklüyor. 1977 yılında İstanbul’da doğan Nil Esra Başaran, yıllarca İstanbul’da yaşamanın verdiği içsel zenginliğini ‘‘Rüya Gören Kız’’daki sözcük seçimiyle yansıtıyor. 1999’da İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Amerikan Kültürü ve Edebiyat Bölümü’nden mezun olan Nil Esra Başaran’ın ‘‘80’lerde Çocuk Olmak’’ adlı kitapta bir yazısı yayımlanmıştı. Halen Yıldız Teknik Üniversitesi Yabancı Diller Yüksek Okulu’nda İngilizce öğretim görevlisi olarak çalışıyor ve Adı Yok’ta köşe yazarlığı yapıyor. Bu yazıda da Nil Esra Başaran ile Kasım ayında Yitik Ülke Yayınları’ndan yayımlanan ilk öykü kitabı ‘‘Rüya Gören Kız’’ üzerine yaptığım röportajı okuyacaksınız. 
-       "Rüya Gören Kız" kimdir?
-       Benim.
-       ‘‘Rüya Gören Kız’’ neyi anlatıyor?
-       Kitap iki bölümden oluşuyor. İlk beş öykü kadın odaklı. Farklı sosyo-kültürel geçmişlerden gelen, kırılganlıkları, hayal kırıklıkları olan kadınların öyküleri. Okuyucuyu şaşırtmayı seviyorum. Bu nedenle beklenmedik sonlarla bitiyor bazıları. “Düş” böyle bir öykü.  Son dört öyküde yaşam ve ölüm arasındaki dört kişinin dünyasına giriyor.
-       ‘‘Rüya Göre Kız’’ı yazarken esinlendin mi? Yoksa tamamen mi kurgu?
-       Her yazar kişisel tarihinden bir şeyler katar satırlara, satır aralarına… Yazdıklarıma bakınca çocukluğumdan, özellikle Annemle aramızdaki bağdan çok etkilendiğimi görüyorum. Ama doğrudan bunları aktarayım diye başlamıyorum yazmaya. Her şey kendiliğinden gelişiyor. Yaşadığım semtler, gördüğüm yerler, tanışıp konuştuğum insanlar, kısaca hayat bütünüyle esin kaynağım.
-       Kitaptaki öyküler ve rüyalar arasında nasıl bir ilişki var?
-       İlk öykü hariç diğer dokuz öykü Latince numaralandırılmış bir rüya ile başlıyor. Bazılarını gördüğüm rüyalardan esinlenerek yazdım; bazıları da kurgu. Rüyalar ve ardından gelen öykülerin birleştikleri ortak bir nokta var. Bu bir isim, mekân, meslek ya da duygu olabilir.
-       Neden Latince başlıklar ve sözcükler var? Neden dokuz bölüm var?
-       Aslında o da planlanmış bir şey değil. Yazarken aklıma geldi Latince başlıklar ve sözcükler. Kadim kültürlere ve eski zamanlara her zaman ilgim vardır. Antik Yunan, Mısır ya da İslam Medeniyeti, özellikle Osmanlı… Belki bunların dışa vurumudur bu tür ifadeler. Dokuz bölüm olması ise kendi kendine gelişen bir süreç. Özel bir sebebi yok.
-       Kitabın kapak tasarımı nasıl oluştu?
-       Kapak tasarımını Savaş Çekiç yaptı ve içime sinen bir çalışma oldu.
-       Dilini neye borçlusun?
-       Çok okumaya. Özenerek yazarım. Bazen bir kelime ya da paragraf için uzun uzun düşündüğüm olur.
-       Başka türlerde yazıyor musun?
-       Şiir denemelerim oldu fakat üzerinde fazla yoğunlaşamadım.
-       Yazarken nasıl bir Esra oluyorsun?
-       Öykünün içeriğine göre halden hale giriyorum. Yazdığım süre içinde karakterlerle birlikte yaşıyor, hissediyorum. Yorgunluğumu alıyor, beni yeniliyor yazmak.
-       Yazmaya ne zaman başladın?
-       Yirmi yıl önce.
-       Neden yazıyorsun? Yazmak senin için neler ifade ediyor?
-       Bir öykümde şöyle bir cümle var: Sözcüklerin evreni kurduğum düşlerle öylesine bir ki yazmasam olmaz… Anı dolu dolu, hissederek yaşıyorum. Zihnimde pek çok duygu, düşünce, söz birikiyor. Bunları kâğıda aktarmazsam yapamam gibi geliyor bana. Yazmak benim için hem dinlence,  eğlence hem de terapi.
-       Yazmanı nasıl geliştirdin? Her gün yazar mısın?
-       Yazı atölyesine gitmedim. Gitsem üslubum, yazdıklarımın içeriği daha farklı olur muydu bilmiyorum? Okuyarak, çok okuyarak ve yazarak geliştirdim diyebilirim. Her gün yazamıyorum iş ve hayat temposunun yoğunluğu nedeniyle. Fırsat bulduğum her an kâğıdı kalemi elime alırım.
-       Peki, ikinci kitabına hazırlık yapıyor musun?
-       Evet. İnşallah ikinci kitap bu sene içinde Carpe Diem Yayınevi’nden çıkacak.
-       Yüreğine ve emeğine sağlık Esra’cığım, ikinci kitabını okumayı sabırsızlıkla bekliyorum.
-       Teşekkürler.

Not 1- ‘‘Rüya Gören Kız’’ın fotoğrafları: http://www.facebook.com/album.php?aid=254639&id=755466848&l=75b683fbf6
Not 2- Nil Esra Başaran’a snowdrops12@hotmail.comden ulaşabilirsiniz. Ayrıca blogu Sefine-i Aşk’tan (http://esrailhan.blogspot.com/) yazılarını takip edebilirsiniz.

20 Aralık 2010 Pazartesi

Beni seven canim ogrencilerime cok tesekkur ediyorum...

A poem written by B28 for me :) thank you! I love you!

A ylin is a person always smiles
Y ou never see that she is sad
L ove her absolutely when you meet
I f you want to learn English you should be her student
N ice yillara Aylin Hoca

B28`in benim icin yazdigi siir :) tesekkurler! Sizi seviyorum!
(Siirin Ingilizce`sinde misra basindaki harflerden adim olusuyor)

Aylin her zaman gulumseyen bir insandir
Onu asla uzgun gormezsiniz
Onunla tanistiginizda onu muhakkkak seversiniz
Ingilizce ogrenmek isterseniz, onun ogrencisi olmalisiniz
Nice yillara Aylin Hoca

19 Aralık 2010 Pazar

Hayat, yasandigi kadar vardir...

                                                      Canim kardesim Bahar`in surprizi :)

"Hayat, yasandigi kadar vardir... Otesi ya hatiralarda bir iz ya da hayallerde bir umuttur..."
Tum yasadiklarim, sevdiklerim ve sevenlerim icin yuce Rabbime sukurler olsun...
Saglik, huzur ve mutlulukla nice yillara...
Sevgilerimle,
Aylin

13 Aralık 2010 Pazartesi

Mutlu Yıllar & Bir Soru, Bir Yardım

Sayın Hocalarım,
Değerli Arkadaşlarım,
Sevgili Öğrencilerim,

Öncelikle yaklaşmakta olan yeni yılınızı kutlar; tüm sevdiklerinizle ve sevenlerinizle huzurlu, mutlu ve sağlıklı nice yıllar geçirmenizi dilerim.

Bildiğiniz üzere 2009-2010 akademik dönemini Fulbright bursiyeri olarak Amerika Birleşik Devletleri'nde geçirdim. 2011 yılında da Amerika anılarımı ve gözlemlerimi
sözcüklere dökmeyi hedefliyorum. İçeriği düşünme aşamasındayım: Amerikan kültürü ve edebiyatı, Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretimi, aile değerleri, sağlık sorunları, görsel sanatlar, vs.

Siz böyle bir kitapta ne öğrenmek istersiniz? Amerika'ya dair ne görmek istersiniz? Neleri merak ediyorsunuz?
Bana düşünlerinizi eposta yoluyla ya da bloguma yorum bırakarak iletirseniz, çok mutlu olurum.
Sadece bir soru sormanız bile benim için çok değerli olacaktır.

Zaman ayırdığınız ve katkıda bulunduğunuz için çok teşekkür ederim.

Sevgilerimle,


Ay-lin:)

12 Aralık 2010 Pazar

TERSINE DUNYA'YI SEYREDIYORUZ!

SEVGILI YILDIZLARIM VE DOSTLARIM, 
BBT YUNUS EMRE KULTUR MERKEZI`NDE (9. KISIM ATAKOY) 16 ARALIK PERSEMBE 20:30-23:15 "TERSINE DUNYA"YI SEYREDIYORUZ: http://bbt.bakirkoy.bel.tr
/default.aspx?pid=10025&nid=22620 
BIZE KATILMAK ISTERSENIZ, GISEDEN YA DA BAKIRKOY MEYDANDAKI BILET SATIS KULUBESINDEN BILET TEMIN EDEBILIRSINIZ (OGRENCI/OGRETMEN: 4 LIRA): GİŞE TEL : 0212 661 38 94-95 
IYI SEYIRLER!
AYLIN, 50 TANE BILET ALMANIN MUTLULUGU YASAYAN YOLCU
NOT: ULASIM: DAVUTPASA`YA GELDIGINIZ METROYA HAVALIMANI YONUNE BINIP, ATAKOY-SIRINEVLER DURAGINDA ININIZ. YUKARI CIKINCA ATAKOY TARAFINDAN ASAGIYA INIP, DUZ GIDINIZ. YOLUN KARSISINA GECIP, YURUMEYE BASLAYIN. SAG TARAFINIZDA KULTUR KOLEJI KALACAK. 5 DK YURUDUKTEN SONRA SOLUNUZDA ATRIUM ALISVERIS MERKEZINI GORECEKSINIZ. ONDAN SOLA SAPIP, YURUMEYE DEVAM EDINIZ. SAG TARAFINIZDA BIR CAMI GORECEKSINIZ. ATRIUM`DAN TAKSI DURAGINA DOGRU KARSIDAN KARSIYA GECINIZ. DURAGIN ARKA TARAFINDA DA YUNUS EMRE KULTUR MERKEZI`NI BULACAKSINIZ. METRODAN INDIKTEN SONRA 10-15 DK YURUME ZAMANI BIRAKIN KI GEC KALMAYASINIZ :)

Elveda YTÜ ve İstanbul, merhaba BANÜ ve Bandırma!

                                                   Yaklaşık 15 yıl  #ARGEdeLiderYTÜ ’de (ve bir yıl dünyanın en saygın üniversitelerinden Co...