8 Ocak 2007 Pazartesi

10 OCAK ÇAR. OKTAY HOCA YİNE YTÜ'DE: VADAAA! :) :)



YTÜ BEŞİKTAŞ YERLEŞKESİ

Merhaba Arkadaşlar,

Umarım herkes iyidir. Daha çok öğrencilerim için bir ileti yazacakken, yine 'paylaş' listemdeki sizlere de atayım dedim, ilgisini çeken olur diye.

Bu gün finalden çıktım, yine bizim kışlanın koridorlarında koşarken uzaktan Ömer Hoca'yı gördüm, vadaaa! dedim. Süper bir kimlik!:
http://www.mat. yildiz.edu. tr/atur/mat. php?file= doc/omergok. htm
Kendisi daha önce Oktay SİNANOĞLU ile Matemetiğin Haritası konferansını düzenlemişti:
http://aylinyavas. blogspot. com/2006/ 12/prof-dr- oktay-sinanolu- matematiin. html
Hem bir hatrını sormak, hem de geçmiş bayramını ve yeni yılını kutlamak üzere yanına gittim ki çok güzel bir organizasyondan haberim oldu :)

10 Ocak Çar. 19:30'da İşletme Kulubü'nün YILIN YILDIZLARI ÖDÜL TÖRENİ'ne Oktay Hoca da katılacakmış (Yer: ODİTORYUM-YTÜ BEŞİKTAŞ YERLEŞKESİ).

Geçen geldiğinde dersiniz olduğundan, çoğunuz katılamamıştınız. Ama bunu kaçırmayınız! Şimdi cuma finaliniz olduğunu söylediğinizi duyabiliyorum. Dokuz gün tatil vardı: Çok rahatlamış gördüm sizleri! Hem dersleri hem de sosyal çalışmaları beraber götürelim, beyler bayanlar!
Zaten siz son güne çalışmayı bırakmazsınız, di mi? Çok tatlısınız (::)

Programın detaylarını öğrenmek için web sayfamıza baktım:
www.yildiz.edu. tr
http://www.kulupler .yildiz.edu. tr/
http://www.kulupler .yildiz.edu. tr/index. php?a=4
İşletme Kulubü'nün bu duyurusu aktif değil ve herhangi bir iletişim adresi de koymamışlar, sorunu iletelim... Oktay Hoca ve pek çok değerli kişi geliyor ve bunu duyurmuyorlar. Mutlaka Yıldız yerleşkemizde posterleri vardır... Çar. göreceğim ve de araştıracağım...

Neyse, az kaldı. Eleştireceğime bir yüksek lisans öğrencisi olarak kendim bir öğrenci kulübü kurup, örnek olacağım, olacağız inşallah! Çünkü HEPİNİZ YILDIZLI YILDIZLARSINIZ :) Beyin takımını şubatta oluşturup, hemen eyleme geçeceğim. Kulüp başkanı olarak en çok ben çalışacağım ama sizlerin desteğiyle IN-NOVA-TION yapacağız! VADAAA!
http://aylinyavas. blogspot. com/2006/ 12/yaam-mesajim. html
YAŞAM MESAJI'mı okuyun, yaşam enerjiniz artsın!
SİZİ ÇOK SEVİYORUM CANIM ARKADAŞLARIM!


(SAĞ OL FENER-Lİ-BAHÇELİ SENACIĞIM, ÇOK TATLISIN PRENSESİM:)

Yarın salı yüksek lisansta final sunumum var, okulda değilim; Çar. y. lisanstan sonra da Beşiktaş'a roketliyorum. Ah, Zeybek takımına katılmayanlar! Çok şey kaçırıyorsunuz.. Çar. 17:00-19:00 Barak oynuyorum. Dış dinamikler çok değişken, bir aksilik çıkmazsa, Oktay Hoca'ya yetişeceğim. İki saat zıpladıktn sonra, inş biraz ayaklarım yere basar :) :)

Oktay Hoca, Amerika'ya gidiyor ve Nisan'a TR'ye dönecek, onu yakaladınız, yakaladınız! Yoksa Adios dersiniz :) Muhtemelen o gece de çok yoğun olacaktır ama kitap imzalatmak isterseniz & koş-an ben-i görürseniz, yakalayın :) Eşi Dilek Hanım çok şeker bir hanımefendi, ondan yardım isterim canlarım :) BU DUYURUYU DUYANLAR DUYMAYANLARA İLETSİN! MSN'E DE SÜREKLİ NOT YAZIYRM; ORADAN DA TAKİP EDEBİLİRSİNİZ!

Son olarak tekrarlıyorum: Lütfen yüz yüze iletişim kuralım, sorularınızı ben-a sorun:).
BAŞTA MSN, SMS OLMAK ÜZERE SANAL İLETİŞİMİN SAĞLIKLI OLMADIĞINI DÜŞÜNÜYORUM! ÖZELLİKLE C-15: HAFTALIK PROGRAMIM SİZDE VAR. AYRICA CEP TEL. NUMARALARIMI DA BİLİYORSUNUZ. BEŞ GÜN DE DAVUTPAŞA'DAYIM :)
MSN'İ YÜKSEK LİSANS ARKADAŞLARIMLA ORTAK ÖDEV YAPMAK ÜZERE KULLANIYRM, YAKLAŞIK 200 KİŞİ MHB DEDİĞİ ANDA BİLE VAY HALİME :(

Per.: SUNUMLARINIZ VAR! HEPİNİZ ÇOK BAŞARILI OLACAKSINIZ! BİRBİRİNDEN GÜZEL ÇALIŞMALARA İMZA ATACAKSINIZ! YETER Kİ KENDİNİZE İNANIN! SİZ KENDİNİZE İNANMAZSANIZ, KİMSE SİZE İNANMAZ DOSTLARIM!

DEĞERLİ CEMİL, SELMAN VE YAKUP BU GECE NOTLARINIZI SMS OLARAK SİZE BİLDİRECEĞİM!

DAHA AZ UYUMAK, DAHA ÇOK ÇALIŞMAK ZORUNDAYIZ! ROKETLEYELİM!

SEVGİYLE KALIN!

Ay-lin:) 22:31, 08.01.2007

















C-5'E YILBAŞI PARTİSİ: HEP DERS OLMAZ, DERSTEN SONRA PARTİ YAPIP, DANS EDELİM DEDİM :)

C-5: (SOLDAN SAĞA) AYHAN, ABDULLAH, SEZGİ, DİLEK, İREM, SEDA, SEMA, AY-LİN:) HOCA, NAMIK, SEV-CAN:) HOCA, TAM-ER:) HOCA, AKSA, BİLAL, KEREM;
(ÖNDEKİLER)-TURUNCULU- İBRAHİM, İLKER, AHMET, YALÇIN


















SEVEN İNSAN, SEVDİĞİNE PASTA YAPARMIŞ:
BU DA AY-LİN:)'DEN
C-5'İNE :)

















İLKER VE AHMET HAM YAPARKEN :) ÇOK MU BEĞENDİNİZ PASTA MI?
BEN YİNE SİZE PASTA YAPARIM CANLARIM :)

29 Aralık 2006 Cuma

PROF. DR. OKTAY SİNANOĞLU: MATEMATİĞİN HARİTASI



PROF. DR. OKTAY SİNANOĞLU, YILDIZ TEKNİK EVRENKENTİ, MATEMATİK BÖLÜMÜNDE: VADAAA!





MATEMATİĞİN HARİTASI

27 ARALIK ÇARŞAMBA GÜNÜ, YILDIZ TEKNİK EVRENKENTİ (YTÜ), MATEMATİK BÖLÜMÜ'NÜN DÜZENLEDİĞİ KONFERANS SAYESİNDE, YTÜ DAVUTPAŞA YERLEŞKESİ, FEN-EDEBİYAT FAKÜLTESİ'NDE, PROF. DR. OKTAY SİNANOĞLU ONUR VERDİ BİZLERE.. ÖNCELİKLE BU HARİKA ORGANİZASYON İÇİN YTÜ, MATEMATİK BÖLÜMÜ, ÖĞR. ÜYESİ DOÇ. DR. ÖMER GÖK'Ü TEBRİK EDİYORUM. YÜREĞİNİZE SAĞLIK ÖMER HOCAM!
(DAVUTPAŞA: http://davutpasha.bravehost.com/davutpasa.html )

BİR HELİKOPTERE BİNİP, MATEMATİK DÜNYASINDA GEZDİK, SONRA DA MATEMATİĞİN HARİTASINI ÇIKARDIK! MUHTEŞEMDİ! SALON TIKLIM TIKLIM DOLUYDU..

SEVGİLİ DOSTUM VE DEĞERLİ BİLİMİNSANI ATA TUNCER'LE SÜREKLİ BİLGİ ALIŞVERİŞİ YAPARAK, KONFERANSI TAKİP ETTİK. DEĞERLİ ATA-CAN:), BENİ AY-DIN-LATMASAYDIN, OKTAY HOCA'NIN ANLATTIKLARINI BU KADAR İYİ ANLAYAMAZDIM. ÇEKTİĞİN FOTOĞRAFLAR İÇİN DE YÜREĞİNE SAĞLIK. OKTAY HOCA'NIN SANA HİLBERT DEDİĞİ BU GÜN BİR DÖNÜM NOKTASIYDI BENİM İÇİN. EMİNİM Kİ SEN MATEMATİĞİN BABASI DAVİD HİLBERT'TEN (23.01.1862-14.02.1943) ÇOK DAHA BAŞARILI OLACAKSIN! :) VADAA!
( http://www-history.mcs.st-andrews.ac.uk/history/Biographies/Hilbert.html )

KONFERANS SONRASINDA ÖMER HOCA'NIN DAVETİYLE MATEMATİK BÖLÜMÜ'NDE ÇAYLARIMIZI YUDUMLAYIP, OKTAY HOCA'YLA SOHBETE DEVAM ETTİK. HİÇ DOYAMADIM ONUNLA KONUŞMAYA.. YAKLAŞIK ALTI SAAT RUHUM BİLİM BANYOSU YAPTI.. YİNE YOLLARIMIZ KESİŞİR İNŞALLAH; DÜNYA KÜÇÜKTÜR.. :) :)

PAYLAŞACAK ÇOK ŞEY VAR. ÖZELLİKLE KONFERANS NOTLARIMI BEKLEYEN ÖĞRENCİLERİM: FİNALLERİMDEN SONRA WEB GÜNLÜĞÜMÜ GÜNCELLEYEBİLECEĞİM; AYNI ZAMANDA YTÜ'DE BİR YÜKSEK LİSANS ÖĞRENCİSİ OLDUĞUMU UNUTMAYINIZ :) ROKETLEMEYE DEVAM!

(DEVAM EDECEK!)

28 ARA. PER:

BU GÜN B2'DE ŞABAN, İLYAS, ŞABAN, ZÜLKÜF VE İHSAN ÇOK BAŞARILI BİR SUNU GERÇEKLEŞTİRDİLER! TEBRİKLER!















(SOLDAN SAĞA, AYAKTAKİLER: CEM, AY-LİN:), KÜBRA, ŞABAN, ZÜLKÜF, SERKAN -SANDELYEYE BİNMİŞ ARKADA:)- YUSUF, MELEK, CANER;
EN ÖNDEKİLER: ŞABAN, İLYAS, İRFAN, ÖZNUR)

DERSTEN SONRA BİR SİNEMA ORGANİZASYONU VARDI: 'AY-LİN:)'İN DAHA AZ ÇALIŞMASINI SAĞLAMA' KAMPANYASI BAŞLATTIM ARKADAŞLARIM ARASINDA :) GÜNBEGÜN DAHA AZ ÇALIŞMAYA BAŞLAYACAĞIM İNŞALLAH. HAFTANIN YEDİ GÜNÜ DE KOŞUŞTURAN BENİ YOKSA KAYBEDECEĞİZ... BU BAĞLAMDA, SİZDEN YARDIM İSTEDİĞİMİ DAHA ÖNCE DE SÖYLEMİŞTİM.

SON BİR YILDIR HİÇ SİNEMAYA GİTMEMİŞTİM. ORAYA GİDECEKSİN, FİLMİ İZLEYECEKSİN, VS. ORTALAMA BEŞ SAAT DİYE BAKAR, BİR DAKİKAMI BİLE HESAPLAMAYA ÇALIŞIRKEN, ANLADIM Kİ İŞLER HİÇ BİTMİYOR... BU YÜZDEN, AN-I YAKALAMAK LAZIM!

PRESTİJ FİLMİ:

KONUSU: Christopher Nolan'ın yönettiği filmin senaryosunu Christopher Nolan ve Jonathan Nolan yazmış. Nasıl bir beyinleri var acaba? Film müziği de David Julyan'a aitti. Özellikle filmde Nikolai Tesla'nın bilimsel dehasını işin içine katmaları bilimsel bir şoka soktu beni: Bayıldım bir filme! Seneye yine izleyeceğim!

Kaçırmayın: http://theprestige.movies.go.com/

http://209.85.135.104/search?q=cache:bxm4Um3NnGIJ:www.haberler.com/filmler/film.asp%3Ffilmi%3D1392+PREST%C4%B0J+F%C4%B0LM%C4%B0&hl=tr&ct=clnk&cd=3

http://209.85.129.104/search?q=cache:1LEOVRl6rMEJ:www.apple.com/trailers/touchstone/theprestige/large.html+THE+PRESTIGE&hl=tr&ct=clnk&cd=4

Buradan Nikolai Tesla'yı rahmetle anmak istiyorum..

" Bir ikindi vakti arkadaşı Szigety ile birlikte şehir parkında günbatımına doğru yürüyorlardı ve Tesla, Goethe'nin Faust'undan pasajlar okuyordu. O an, ' Fikir bir şimsek gibi çaktı ve bir anda gerçek tüm çıplaklığıyla karşımda parıldamaya başladı.' Tesla'nın çırpınan uzun kolları nöbet geçiriyor gibi öne doğru uzanmıştı. Szigety telaşlanmış, arkadaşını bir banka oturtmaya çalışıyordu ama Tesla bir dal parçası bulana kadar rahat edemeyecekti. Oturur oturmaz toprağın üzerine bir diyagram çizmeye başladı. ' Bak işte motor burada, bak da gör nasıl da ters yüz ediyorum onu '. AC motorunu böyle buldu."

Vadaa! Arkadaşlar, bu son paragrafı şu siteden buldum ve şimdi onda kaybolmak istiyorum. Herkese tatlı rüyalar! 03:10, Ay-lin:) :

http://209.85.129.104/search?q=cache:YThwhB-Dxh4J:www.mihrace.net/konu.php%3Fid%3Dtesla1+nikolai+tesla&hl=tr&ct=clnk&cd=1

KEŞFEDELİM: http://en.wikipedia.org/wiki/Nikola_Tesla

27 Aralık 2006 Çarşamba

MUTLU YILLAR & İYİ BAYRAMLAR!

YILDIZ ÇATI RESTORAN'DAN MANZARALAR:




























MERHABA ARKADAŞLAR!

NASILSINIZ? DİLERİM HERKES HARİKADIR! ÖNCELİKLE TİNERCİ VAKASIYLA İLGİLİ MUHTEŞEM İLETİLER ALDIM; YÜREĞİNİZE SAĞLIK :)

YAKLAŞIK 15 GÜNDÜR GÜNDE 3.5 SAAT UYKUYLA KOŞUŞTURUYORUM. UYKUSUZLUĞA KAÇ GÜN DAYANABİLECEĞİM DİYE ÜZERİMDE DENEY YAPIYORUM :) ZORA DAYANMA SINIRLARIMI TEST EDERKEN, İLETİLERE YETİŞEMİYORUM. HAYATIMIN EN YOĞUN DÖNEMİNİ YAŞIYORUM.

ORTA VADEDE TEK TEK HEPSİNE DÖNÜT VERECEĞİM. 2000 YAKIN İLETİ BENİ BEKLİYOR VE HER GÜN ORTALAMA 100 İLETİ BU SAYIYA EKLENİYOR. LÜTFEN GECİKMELER İÇİN KUSURUMA BAKMAYINIZ :)

WEB GÜNLÜĞÜME DE ÖNERİLERİNİZİ İLETİLERDEN AKTARACAĞIM. AYRICA SİZ DE YAZARSANIZ, ÇOK MUTLU OLURUM. FİKİRLERİNİZ BENİM İÇİN ÇOK DEĞERLİ:
http://aylinyavas.blogspot.com/2006/12/lltfen-yardim-eder-misiniz-kendimi.html

PROF. DR. OKTAY SİNANOĞLU 27 ARA. ÇAR. 13:00 YILDIZ TEKNİK EVRENKENTİ-DAVUTPAŞA YERLEŞKESİ, FEN-EDEBİYAT FAKÜLTESİ, A-2O11'DE! KONU: MATEMATİK HARİTALARI! BİLGİNİZE!

ŞİMDİDEN YENİ YILINIZI VE DE BAYRAMINIZI KUTLUYORUM. HER GÜNÜN DİĞERİNDEN DAHA HARİKA GEÇECEĞİ BİR YIL SİZİN OLSUN! SAĞLIK, HUZUR, SEVGİ VE MUTLULUK DOLU NİCE YILLARA!

SEVGİYLE KALIN!

AY-LİN:)

NOT:

1- KEŞİFLERİM DEVAM EDİYOR. ŞU YOĞUNLUĞU ATLATAYIM, FOTOĞRAFLAR VE YAZILARIMLA YANINIZDA OLACAĞIM. SON KEŞİFLERİM:

9 ARA. CUMARTESİ: YTÜ: PROF. DR. DOĞAN CÜCELOĞLU', İLETİŞİM VE YAŞAM SEMİNERİ
http://aylinyavas.blogspot.com/2006/12/ocukluk-akmla-bulutuum-gn.html

CİBALİ BALIKÇISI: www.cibalibalikrestaurant.com















Güler yüzlü hizmet, enfes deniz mönüleri, müthiş bir manzara ve süper bir saz heyetiyle, A-310 olarak harika bir gece geçirmenizi sağlayan başta Sayın Recep ÇIRPICI Bey olmak üzere tüm Cibali Balıkçısı ailesine teşekkür ediyorum :)Bu güzel geceyi düzenleyen Nil Esra'ya yürekten teşekkürler :) İyi ki varsın birtanem!
(Soldan sağa: Ata, Ay-lin:), Esra, Hüseyin, Emin, Asuman, Cemile, Nil Esra, Bahar, Onur)



















NİSAN HANIM:)

15 ARA. CUMA: İSTANBUL EVRENKENTİ ÇEVİRİBİLİM KOLOKYUMU: DOÇ. DR. MICHAELA WOLF (GRAZ UNİVERSİTESİ)

16 ARA. CUMARTESİ: YILDIZ ÇATI RESTORAN: http://ytuv.org/sb.htm














19 ARA. SALI: İYİ Kİ DOĞDU BU YAY KIZI:)! CANIM DOSTLARIM, MÜTHİŞ SÜRPRİZİNİZ İÇİN ÇOK SAĞ OLUN; SİZ BENİM İKİNCİ AİLEMSİNİZ :) GEÇEN YIL BU GÜN KADRO SINAVLARINA GİRMİŞTİM VE 22. YAŞIM BANA UĞUR GETİRDİ, HARİKA BİR YIL GEÇİRDİM.. PENİSİLİN ALERJİSİ YÜZÜNDEN ANKARA'DA ÖLÜMDEN DÖNDÜKTEN SONRA, İST-AN-BUL'DA 2. HAYATIMA BAŞLADIM... HASTANEDE YATARKEN SÜREKLİ AĞLIYORDUM, DAHA ÖLMEK İÇİN ÇOK ERKEN DİYE... ÇOK KÖTÜ BİR RÜYA GÖRDÜM VE GEÇTİ... DOĞUMLA ÖLÜM EŞDEĞERDİR AMA 21 YAŞIMDA TOPRAĞA GİRMEDİĞİM İÇİN HER AN ŞÜKREDİYORUM; BANA VERİLEN BU HAYATI HAKKEDEBİLMEK İÇİN DE DAHA AZ UYUYUP, DAHA ÇOK ÇALIŞMAM GEREKTİĞİNE İNANIYORUM... 23. YAŞIMIN DAHA DA RENKLİ OLMASINI DİLİYORUM. YÜCE ALLAH'A SONSUZ ŞÜKÜRLER OLSUN Kİ MUTLU BİR YILDIZ AİLESİNİN ÇOK MUTLU BİR ÜYESİYİM :) HACETTEPE EVRENKENTİ VE ANKARA'DAN AYRILMAK VE İSTANBUL'A GELMEK, HAYATIMDA ALDIĞIM EN ZOR KARARDI... AMA DAİMA ÖNCE 'AİLEM' DİYEREK YAŞIYORUM VE DE YAŞAYACAĞIM... GURBET ÇOK ZOR... EVE GELDİĞİNDE, KARANLIK BİR YERE GİRMEK; KİMSENİN SANA KAPIYI AÇMAMASI YA DA TEK BAŞINA ÇORBANI YUDUMLAMAK... BUNLAR İÇİMİ ACITIYOR... BEN AİLEMİ ÇOK ÖZLÜYORUM VE SEVİYORUM. BİR AYAĞIM UZUNKÖPRÜ'DE DİĞERİ İST-AN-BUL'DA YAŞAMAK BANA GÜÇ VERİYOR :) HEP BERABER SAĞLIK, HUZUR, BAŞARI VE NEŞE DOLU NİCE YILLARA!

23-24 ARA. CUMARTESİ & PAZAR: ÖĞR. GÖR. ADEM ALTAY: KİŞİSEL MÜKEMMELLİK EĞİTİM SEMİNERİ: http://www.beyingucu.com/
http://ademaltay.blogcu.com/
ADEM HOCA'YI ÖNCE NETTEN KEŞFEDİP, E-GRUBUNA ÜYE OLMUŞTUM. BİR GÜN BİR RÖPORTAJDA OKUDUM Kİ O DA BİR HACETTEPELİ, O DA YILDIZ TEKNİK EVRENKENTİ'NDE ÖĞRETİM GÖREVLİSİ, ADI DA A HARFİYLE BAŞLIYOR :) VADAAA! ADEM HOCA'YI TANIMAKTAN ONUR DUYUYORUM. ADEM HOCAYLA ÖĞRENCİLERİMİZ İÇİN İNŞALLAH BERABER İMZA ATACAĞIMIZ SÜPER PROJELER GELİŞTİRDİK :) YENİ YILDA YENİ SÜRPRİZLER SİZİ BEKLİYOR :)
BU SEMİNER SAYESİNDE ASLI BAYCAN BİNARK'TAN DOÇ. DR. YUSUF GAYUMİ'YE BİRBİRİNDEN DEĞERLİ VE DE PIRILTILI DÜNYALAR KEŞFETTİM. HEPSİNİ TEK TEK PAYLAŞACAĞIM. HAYATIMIN EN RENKLİ HAFTA SONLARINDAN BİRİYDİ :) ASLI HANIMLA'LA TANIŞMAMIZ İSE ÇOK KOMİK OLDU. NORMALDE ASANSÖR KULLANMAMAMA RAĞMEN, İLK GİTTİĞİM BİR YER OLDUĞU İÇİN 6. KATA DOĞRUDAN ASANSÖRLE ÇIKAYIM DEDİM. BU VESİLEYLE BEKLERKEN, GÜLER YÜZLÜ BİR BAYAN DA ASANSÖRÜN ÖNÜNE GELDİ :) :) 'GÜN-AY-DI-N! BEN AY-LİN:).' DEDİM, O DA 'BEN DE ASLI:).' DEDİ. 'İKİMİZİN İSMİ DE A HARFİYLE BAŞLIYOR, NE GÜZEL :)' DEMEMLE BİR KAHKAHA ATTI VE MÜTHİŞ ENERJİK BİR SOHBET BAŞLADI ARAMIZDA...: http://www.aslibaycan.com/

27 ARA ÇAR: OKTAY HOCA'YI KEŞFETMEK DİLEĞİYLE!

2- 29 ARA. CUMA AKŞAMI-7 OCAK 2007: UZUNKÖPRÜ'DEYİM. INTERNET YOK! GEREKTİĞİNDE BANA CEPTEN ULAŞINIZ LÜTFEN! TRAKYA'NIN FETHİ GÜNDEMİMDE VAR: YAKLAŞIK 800 UFAKLIK AY-LİN:) ABLASINI BEKLİYOR :) ONLARA YAŞAM ENERJİSİ BULAŞTIRACAĞIM :) VADAAAA!
DEĞERLİ DOSTLARIM, BAYRAMDA YOLUNUZ TRAKYA'YA DÜŞERSE, UZUNKÖPRÜ'YE DE BEKLERİM. BAYRAM İÇİN ŞEKERPARE YAPACAĞIM: TATLI YİYELİM, TATLI KONUŞALIM . BİR DE EDİRNE VİDEOSU: http://www.kultur.gov.tr/tr/tv/link.asp?cins=it&dosyaad=edirne
(Videonun üstüne tıklayınca, tam ekran oluyor).

3- ÖĞRENCİLERİMDE ORGANİZASYON ATEŞİ YAKMAK İÇİN İKİ HAFTADIR DERS DIŞINDA PARTİLER YAPTIM. FOTOĞRAFLAR VE KLİPLERLE YOUTUBE'TA ONLARI SİZİNLE TANIŞTIRCAĞIM. YAKLAŞIK 125 KİŞİNİN TEST ETTİĞİ 'KREMŞANTİ & ÇİKOLATA SOSLU BROWN'İNİN DE TARİFİNİ VERECEĞİM WEB GÜNLÜĞÜMDE. AFİYET OLSUN! BİR DE HERKESİ OYNATIYORUM: OTURMAK YOK!
DANSLA KALIN! MEKSİKA DALGASI GİBİ BÜYÜYEN PARTİLER DEVAM EDECEK!

26 ARA. SALI: BU GÜN B10 SINIFIMLA HARİKA BİR DERS İŞLEDİK, DERSTEN ÇIKARKEN NASIL OLDUKLARINI SORDUĞUMDA 'HARİKA!, ŞAHANE!, MUHTEŞEM!. VS.' SÖZCÜKLERİNİ DUYMAK SÜPERDİ :) RIDVAN ADLI ÖĞRENCİM PROF. DR. ÜSTÜN DÖKMEN'LE BİR AKRABALIĞIM OLUP OLMADIĞINI SORDU. VADAAA! DEDİM. :) :) :)



B2: CANIM ÖĞRENCİLERİM :) SİZİ ÇOK SEVİYORUM!
(Soldan sağa: Öznur, Ay-lin:), Mina, Kübra, Serkan, Mert, Zülküf, İrfan, Cem, Şaban)















BROWNIE: ÇIRPTIM, ÇIRPTIM, KARIŞTIRDIM, SİZE BROWNIE YAPTIM :) :)

15 Aralık 2006 Cuma

PROF. DR. DOĞAN CÜCELOĞLU: İLETİŞİM VE SANAT



PROF. DR. DOĞAN CÜCELOĞLU & AYLİN YAVAŞ


Doğan Hoca kitabını imzalarken :)











İlk eseriyle 12 yaşımda tanıştım: 'İnsan İnsana'. 'İletişim' alanında insan ilişkilerinin getirdikleri ve götürdükleri üzerine yazılmış bir eser. Zamanla 'İnsan ve Davranışı', 'İçimizdeki Çocuk', 'Savaşçı', vs. derken, geçen yıl da 'Mış Gibi Yaşamları' okudum. On yılda hayatıma o kadar çok renk kattı ki çocukluktan beri aşık olduğum biliminsanları ve yazarlar arasında en önde gelenlerdendir :) Eserleri kim olduğunu söylemiştir size: Prof. Dr. Doğan CÜCELOĞLU.


9 Aralık Cumartesi günü 14:00'te Yıldız Teknik Üniversitesi-Oditoryum'da Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği, Beşiktaş Şubesi (www.besiktas.cydd.org.tr) 'İletişim ve Yaşam' konulu, Prof. Dr. Doğan CÜCELOĞLU ile bir söyleşi düzenledi.

TİNERCİ SALDIRISI: LÜTFEN YARDIM EDER MİSİNİZ?: KENDİMİ NASIL KORUYABİLİRİM?



14.12.2006 20:00 BAKIRKÖY-İSTANBUL

Özellikle İstanbul'da yaşayanlara sesleniyorum!

Burada tek başına bir bayan olarak güvende yaşayamaz mı insan?



(Değerli Kadir AYARIG'a benim için çizdiği bu Tazmanya Canavarı için teşekkür ederim;
yüreğine sağlık Kadir!)

Saat 19:00... Bakırköy-İncirli Caddesi'nden ara yola saptım. Sokak karanlıktı ve bomboştu ki aniden çöp tenekesinin arkasından iki tinerci çocuk -buram buram bali kokan- üzerime fırladı. Biri çantamı almaya çalışırken, diğeri de etrafı kontrol ediyordu. Normalde başıma böyle bir şey gelse, çantamı verirdim derdim. O anda sanki mantığım devredışı kaldı, içimden Tazmanya Canavarı çıktı :)

'Çakım var, defolun, gidin!' diye bağırdım ve sımsıkı tuttuğum çakım ve çantamla metro istikametine 'İmdat! diyerek koştum. Her şey olabilirdi. Beni orada bıçaklasalardı, hiçkimsenin ruhu bile duymayacaktı! Hayat, bu kadar basit mi? Anlayamıyorum bu şehri ve insanları! Bayan olduğunuz için sizi zayıf olarak görüyor ve yok etmeye çalışıyorlar... Doğup büyüdüğüm Trakya sokakları ya da üniversiteyi okuduğum Ankara'da hayat ne kadar da güvenliydi...

Normalde en geç 21:00 gibi evde olurum zaten, daha saat 19:00'da başıma böyle bir olay geldi. Hava karardığında ve bir işiniz varsa, muhakkak 'erkek' bir arkadaşınızın mı size eşlik etmesi gerekiyor? Gerçi tehlike cinsiyet ayırt etmez. Ama bayan olmaz çok daha zor. Yakın geçmişte Bakırköy'de arabayla bir bayanı sıkıştırmışlar ve kaza yapmasına yol açmışlar. Bayan sürücü karnındaki altı aylık bebeğiyle hayatını kaybediyor... Bu da bir terör bence...

Merak ediyorum nasıl güvende yaşıyabilirim diye? http://kendinikoru.com/ 'a baktım; 'thunder stick' mi alsam? Lütfen bir insanın kendini nasıl koruyabileceği hakkında bana yardım eder misiniz?

Sonuçta, bir şey olmadı, Allah korudu... Şoka girdim ve halen ağlamaya devam ediyorum... Hayata karşı -ne yazık ki- atak olan ben, 'korku' duygusuyla tanıştım. Geçmiş olsun!.. En merak ettiğim nokta ise bu çocuklarımızı nasıl kazanacağımız? Onlar da istemez miydi sevgi ve ilgiyle, iyi bir aile ortamında büyümeyi?...

Sevgiler!

Ay-lin:)

5 Aralık 2006 Salı

ÖĞRETMENLER, AKADEMİSYENLER, EĞİTİMCİLER VE ÖĞRENENLER GÜNÜ

















Sayın Hanımefendiler, Beyefendiler,
Değerli Konuklar,
Yıldız Teknik Üniversitesi Eğitim Fakültesi olarak hazırladığımız
24 Kasım Öğretmenler Günü'nü Kutlama Programı'na hoş geldiniz, onur verdiniz!
Hepimizin Öğretmenler Günü kutlu olsun!
Ay-lin:)


ÖĞRETMENLER, AKADEMİSYENLER, EĞİTİMCİLER VE ÖĞRENENLER GÜNÜ

Birçok şeyi dünyadan örnek aldık ama bizim de örnek olduğumuz güzel bir alan var; Köy Enstitüleri… Ben devamı olan İlk Öğretmen Okulu ve Eğitim Enstitüsü çıkışlıyım. Ve o yatılı okullar olmasaydı çok zor koşullarda okuyabilecektim.

YTÜ Eğitim Fakültesi tarafından hazırlanan “Öğretmenler Günü” zaman zaman bana çok duygulu anlar yaşattı. Gözyaşlarıma hakim olamadığım durumlar oldu… Ben istesem de istemesem de sele dönüştü yaşlarım an an… İlk Öğretmen okuluna geldiğimde “hoş geldiniz” gecesi - eğlencesi yapılmıştı. Bir süre sonra da “hoş bulduk” gecesi – eğlencesi yapıldı. Bu her sene yineleniyordu. Ve çok coşkulu geçerdi.

Törende, “Öğretmen Marşı”nı dinlemek inanılmaz bir anlam taşıdı bu yüzden.
Gençler harika… Onlara olanak tanımak yetiyor, kendilerini ifade etmeleri için. Ve bizim de öğrenmemizde haklı yerlerini alıyorlar…
Sahnede gülen bir yüz. Gruba arada talimat veren bir güzel. Derste takılmayı düşünüyorum. Öğrencilerime takılmayı çok seviyorum. Bazen tam bir hafta düşünüyorum, gülümseyerek. Halk oyunlarını çok seviyorum. Ortaokuldayken ben de oynuyordum. Doğrusu kıyafetleri çok göz alıcıydı.

Öğrenciler doğrudan sahneye çıkmadılar. Kapıdan girdiler sırayla ve başladılar konuşmaya. Herkes bir mesleği temsil etmiş, güzel sözlerle bu betimleniyor. Doktorla başladılar. Özellikle not aldım bakalım nasıl gidecek diye. Aşağı yukarı hiçbir mesleğe haksızlık yapmamışlar. Mimar, heykeltıraş, ressam, çiftçi, müzisyen, avukat, şair… Öğrenciler konuşurken mesleklerle ilgili görseller geçiyordu duvara yapılan yansıda... Şairde Atilla İLHAN gösterildi. En son “öğretmen” mesleği dillendirildi ve görselleştirildi. “taşları değil, zihinleri yontarım… Övündüğüm kim varsa benden alır ününü…” Sözleri aklımda kalanlardan…

Bir emekli öğretmen konuşturuldu. “Artık gözlüksüz olmuyor, kusursa bakmayınız,” diye başladı. Ve “gençlere güvendiğini,” söyledi.

Genç öğretmenler adına 4 yıllık bir öğretmen konuştu.

Öğretmenlere yazılmış bir mektup okundu, öğrenciler tarafından yazılan…

“Kenar Mahalle” isimli bir öykü çok etkiledi beni. Başaramaz denilen kenar mahalle çocuklarının yıllar sonra başardıklarına tanık olunmuş ve nedeni araştırılmış. Ve bu başarıda muazzam katkısı olan yaşlı bir öğretmene ulaşılmış. Kendisine bunun nedeni sorulduğunda verdiği yanıt beni yürekten vurdu. “Ben o çocukları çok sevdim.” Öğretmen bunu yapmalı işte. Gerçekten sevenler bu alanda çalışmalı. Ancak sevgi, tutku, sorumluluk başarıya götürür, başarılı olunmasını sağlar.

Eğitim fakültesi öğrencileri tüm yeteneklerini sergilediler. Gitar, saz çaldılar. Yerli, yabancı parçalardan örnek sundular. Türküler söylediler ve oynadılar.

Bir Ar. Gör. “Öğretmenlik üzerine” konuştu. “Zeynep Öğretmen”i bir öğrenci seslendirdi.

Bu arada İAGSL den öğrencim Başak aradı. Salondan çıkıp onu dinledim. Verdiği mücadeleyi anlattı, öğretmenler günümü kutlamadan önce… Gerçekten okuyanların, çalışanların yani başkalarına yalakalık yapmadan ve başkalarını kullanmadan bir şeyler yapmak isteyenlerin işi zor.


















“Zeybek” ekibinde Atatürk zeybek kıyafetiyle sahnenin duvarında yerini aldı öncelikle.

Oratoryo ve “Öğretmen Marşı” ile törene konulan harika bir nokta ile güle güle dendi…


















Son derece kibar olan sunucumuz Aylin (YAVAŞ) Hanım, sevimliliği ile sahneyi doldurdu. Kendisine, Eğitim Fakültesinin tüm idareci, akademisyen, öğrenci ve personeline yürekten teşekkürler…

Sevgili öğrencilerim ve arkadaşlarım kutlama mesajları gönderdiler bol bol ve telefonla aradılar. Ben oditoryumda – dinleme salonunda duygulanarak töreni izlerken çok sevgili 2 öğrencim de ziyaretime gelmişler ellerinde bir tomurcuk kırmızı gülle… Dersimden mezun oldukları halde dostluklarını bitirmeyen bu iki değerli öğrencim eskimeyeler arasında kalacaklar sonsuza dek. Yavuz ve Sedat… Sedat dersimde gitarıyla harika bir konser vermişti. Unutulmazlarım arasındadır. Yavuz ara sıra gelir dertleşiriz, sohbet ederiz uzun uzun. Onların çiçekleri bana bir anımı yaşattı tekrar. Yıllar önce Eyüp’te çalışmıştım. O zaman öğrencilerime diyordum ki, “bana hediye alacağınıza kendinize kitap hediye edin, bu bana verilecek en güzel armağandır.” Bu sözüm zamanla yerleşti. Ya sınıfta arkadaşlarına bu sözü söyler ya da aldıkları kitapları bana gösterir olmuşlardı. Bunlar beni o kadar mutlu ediyordu ki.

Kitap okutmanın yolları çeşit çeşit. Burada da özellikle “kitap kapağı tasarımı” koydum konularımın arasına. Ancak okudukları kitapların kapaklarını tasarlayacaklar. Bir sene tamamen serbest bırakmıştım. Birçoğu ders kitabı kapağı yapmıştı. Araştırınca öğrendim ki kitap – roman – öykü – şiir vs. - okumadıkları için ders kitabı kapağı tasarlıyorlarmış. Tabii öğrenince önlemimi aldım. Bazıları da okumamak için kendileri öykü kurguluyorlar. Eğer önceden kitap okuduklarını öğrenmişsem sesimi çıkartmıyorum.

Sevgili Nabi mutlaka yanında bir tasarım bulunan kutlama gönderir. Eskimeyen öğrencilerimdendir. Öyle güzel bir kızı var ki… Gözleri ömre bedel.

Sevgili Eser, her zaman ki inceliği, duyarlılığı ile kutlar özel günleri, adına layık cümlelerle… Sevgili Şenel internetten yetişemediyse cep telefonundan mutlaka yetişir. Şimdi çalışıyor. Anladığım kadarıyla başını kaşıyacak vakti yok. Önemli olan mutlu olması tabii. Bir iki kez iş değiştirdi.

Sevgili ISC, her ne kadar bize sazını dinletmedi ise de yazdı mı ozanlara taş çıkartır. Bence yazmalı, öykü, şiir… Sevgili meslektaşım salt öğrencilere matematik öğretmekle yetinmemeli. Gerçekten yazmalı… Sevgili Süheyla’nın yazdıkları; “Öğrencilerinin özgürlük merkezi olan, onlara hayatta kendine güven farkındalığının nasıl ortaya konulduğunu gösteren canım ablamın yani hocamın öğretmenler günü kutlu olsun… Sevgiler… ISC”
Ve yeğenlerim, unutmazlar. Biri Şehir Bölge Planlamacı, diğeri akademisyenliği seçti, meslektaşım.

Tüm arkadaşlarıma ve çalıştığım diğer okullarımdan arayan öğrenci dostlarıma verdiğim yanıt;

CANIM ÖĞRETMENLERİM

Bana eğitimci olmanın güzelliğini, sorumluluğunu kazandıran ve öğrenmeme, araştırma yapmama neden olan yaşamımın anlamı başta babam ve annem olmak üzere tüm öğretmenlerime, eğitimcilere, akademisyenlere yürek dolusu şükranlarımı, sevgilerimi, teşekkürlerimi iletiyorum. Her gün öğretmenlerindir, akademisyenlerindir, öğrenenlerindir…

Sevgiler…

27 – 11 - 2006 / İSTANBUL


http://www.tulaycellek.com/tulay/eser.asp?id=777 (30.11.2006)

Tülay ÇELLEK

Yıldız Teknik Üniversitesi
Sanat ve Tasarım Fakültesi
Sanat Bölümü Öğretim Görevlisi

http://www.tulaycellek.com

tcellek@yildiz.edu.tr


Bu yazı salt www.amatorceedebiyat.com
ve www.tulaycellek.com sitelerinde yayınlanır

Tülay ÇELLEK


















24 Kasım 2006: İlk Öğretmenler Günü'm. Yıldız-Oditoryum'da öğrencilerimle; daha iyisi güzel arkadaşlarımla :)

4 Aralık 2006 Pazartesi

YAŞAM MESAJIM :)



1998, Yaş 15: Amatörce bir natürtmort denemesi, Ay-lin:)

---------------------------------------------------------

from AYLIN YAVAS
to aylinyavas@gmail.com
date Jul 7, 2005 7:25 PM
subject Son kez bir dakikanızı rica edebilir miyim lütfen?


Bu iletiyi okuyan kişi!

Bunu bu gün olan bombalamalar üzerine yazıyorum. Benim kim olduğum önemli değil.

Bu yüzden, adres defterimdeki herkese Afette Rehber Çevirmen (ARÇ) (http://ceviridernegi.org/arc/) olma çağrısı yapmak istedim.

Bu gün bir afet yaşandı. Acaba bu olay ülkemizde yaşansaydı ne olurdu diye düşünmeden edemedim. Masum insanlar ölüyor bir şekilde; elimde değil sadece seyirci kalmak hayata...

Aşağıdaki yazıyı arkadaşlarıma yollayacakken, herkesle “paylaşmak” istedim.

Tek ricam bunu bir okuyun ve düşünün gerçekten de neden var olduğunuzu...

Saygılarımla,

Aylin YAVAŞ



Seni seviyorum Ankara’m!...

11 Eylül 2001: İkiz Kuleler bombalandı... O gün Ankara’ya taşınmak üzere yola çıktığım gündü. Şöyle düşünmüştüm; bu olay dünyanın gidişatını değiştirecek; Ankara da benim hayatımı değiştirecek olmalı... O gece Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nden geçerken “Orada öğrenmem ve de öğretmem gereken şeyler var, sil gözyaşlarını...” dedim kendime.

Tembel bir kız ya da çalışkan bir erkek olsaydım kimileri benimle bu kadar uğraşmazdı galiba... Son kez açıkça paylaşmak istiyorum duygularımı... Artık az ve öz olmak için savaşacağım. Gereksiz yere çok konuştum ben...:)

Benim derdim kendimle; kendimi aşmak için çalışıyorum sürekli... Pek çok insanın iyi bir şeyler elde etmek için torpil aradığı, birilerinin sevgilisi olmaya çalıştığı ya da yağ çektiğibir dönemde “zekam, çalışkanlığım, yeteneklerim ve hanımefendiliğimle” sade ve sadece “Aylin” olarak geldim bu noktaya. Dahası ben insanların sahip oldukları para, yaş, mevki gibi “etiket”leriyle ilgilenmeyip, onların özüne bakıyorum. Hepimizin özü bir’dir ve önemli olan da “insan” olabilmektir...

İnanmadığım hiçbir heykeli dikmem. Karşımdaki kişinin erkek olması ya da yaşının benden büyük olması, her şeyin onun bileceği anlamına gelmez. Lütfen karşımızdakinin de bir ‘birey’ olduğunu unutmayalım ve de ona saygı duyalım. “Anlama”ya çalışalım. “Anlamak” demek kabul etmek demek değildir. Rusların bir sözü vardır: “Votka içmediğin kişiyi sakın düşman görme.” Başkasının yumruğunu yemeyen, kendisininkini balyoz sanırmış. Kimse daha sonra utanacağı ya da kendisini karşı taraf önünde zor bırakacak şeyleri söylemesin. Bir de karşımızdakini “dinleyelim” lütfen. 21 yaşında olabilirim ama bunu bana söyleyip, “Sen ne bilebilirsin?” diye bana önyargılı yaklaşanlara gıcık oluyorum. Yaşam, “tecrübe” denen olaydır. Aklım ve tecrübelerimi birleştirip, belki de yaşı benden daha büyük olan birine göre daha fazla bireysel artı değer üretebilirim. İnsanların doğum tarihlerine bakıp, “düşünme sistematikleri” hakkında peşin fikir yürütmeyelim...

İnsanlar, yaşları büyüdükçe ellerinde kek kalıpları gibi “doğru kalıpları” tutmaya başlıyorlar: “Arkadaş kalıbı”, “dost kalıbı”, vs. Senin yaşın ondan küçükse, seni bir oyun hamuru gibi –elindeki kalıpla- şekillendirmek istiyor; seni “sen” olarak, bir “birey” olarak kabul etmek istemiyor... Hep o “bilen” kişi oluyor. Kimse her şeyi bilemez; sen de bana bir şey öğretirsin, ben de sana öğretebilirim. Karşımızdaki olduğu gibi kabullenmek ve onu da dinlemek neden bu kadar zor ki?.. Neden hep önden gitmek istiyorsun? El ele yürüsek olmaz mı?.. Değer yargılarındaki farklılık, insanların davranışlarında farklılıkların oluşmasına neden oluyor. İnsanlar, birbirlerini zincirlemeye çalışıyor. Bir şeylerin olmuş olması için acele ediyorlar. Örnek vermek gerekirse, nasıl ki bir canlıyı öldürmek çok büyük bir suçsa, manevi ve maddi yeterli birikimini yapmadan, kendini gerçekten de hazır hissetmeden bir canlıyı bu evrene getirmek de o derece de suçtur bence. En büyük kariyer “gerçek” bir anne/baba olup, “sevgi” ve “ilgi”yle bir “insan” yetiştirmektir. Lütfen acele etmeyelim hiçbir şey için. Önemli olana aynı yastıkta kocamak değil, aynı yastıkta aynı rüyayı görmektir...

“Ben koleje/özel okula gitmedim, büyük şehirde yaşamadım, vs. bu yüzden, kendimi geliştirme şansım olmadı.” deyip, kendimizi kandırmayalım lütfen. Ben, ilk okuldan üniversiteye devlet okullarına gittim. 19.12.1983’te Uzunköprü/Edirne’de doğup, büyüdüm. Dersi derste öğrendiğim, düzenli ve verimli çalıştığım, çok okuduğum için kazandım. Cefa çekilmeden, sefa çekilmez! Okumak için Trakya’dan 760 km. öteye gidip, başkentimize geldim. Ankara’yı çok seviyorum; canım Ankara’m benim:) (Bu arada, Ankara’da deniz yok, güzel bir kent değil orası, diyenlere; Güzellik bakanın gözlerindedir, diyorum:) Ankara, İstanbul’a göre daha az güzel bir kent olabilir... Ama gece yastığıma başımı koyduğumda hissettiğim “huzur” ve “güven” duygusunu hiçbir şeyle değişmem...)

Uzunköprü Muzaffer Atasay Anadolu Lisesi’ni kazandığımda, kağıt üzerinde olan okulumuzun binası bile yoktu. Okulumuz, Türkiye’nin en batısındaki bir köy enstitüsü gibiydi. Dil laboratuarını bırakın, kütüphanemiz bile yoktu. Ama yokluğun ne olduğunu bilen çocuklar olarak, kıymet bilmeyi öğrendik. Bulunduğu yere babasının parasıyla gelmiş insanları gözlemlediğimde şunu görüyorum; pek çoğu çok şımarık oluyor. Çeşitli vesilelerle örn. Bilkent Üniversitesi’nden tanıştığım çoğu kişinin ikinci ya da üçüncü sorusu “Araban var mı? Markası ne?” oluyor. Bilkent Kütüphanesi’ne gittiğim bir gün iki kızın “yakışıklı” bir çocuk hakkındaki muhabbetine tanık oluyorum: “- A’yı gördün mü?/ - Hayır, yakışıklı mı?/ - X marka arabası var! / - O zaman yakışıklıdır!..” ve daha pek çok şok geçiriyorum... Birisi, “Benim çok param var; istediğim her şeyi ve herkesi elde ederim.” demişti. “Senin paran olabilir ama zekamı, yeteneklerimi ve kalbimi satın alamazsın.’ demiştim. Parası ve sahip olduğu diğer etiketleriyle sürekli hava atan insanları, anlamaya çalışıyorum. Onlar için üzülüyorum...

Kısacası, mayası olan hamur durmaz, taşar. İçimdeki öğrenme ve okuma aşkını, bir volkana benzetiyorum. İçten gelen bu enerji o ya da bu şekilde açığa çıkar:) “Bilgi”ye açım:)

21. yüzyılda küreselleşmenin üçüncü safhasını yaşıyoruz. Şimdi “kişiler” önemli. Ben, “Aylin” olarak dünyayla nasıl entegre olabilirim? diyorum. Atatürk, Time’a iki kez kapak oldu. 1922’de, dönemin İngiltere Başbakanı D. Lloyd George: “Yüzyıllar nadir olarak dahi yetiştirir. Şu talihsizliğimize bakın ki, o büyük dahi çağımızda Türk milletine nasip oldu.” demiştir (Kemal Atatürk ve Milli Mücadele T., 1958, s. 508). İngiliz romancı ve yazar W. Somerset Maugham ise: “Bir insanın değerinin en belirli ölçüsü kendi alanındaki üstünlüğünü dostuna düşmanına kabul ettirebilmesindedir. İşte Atatürk bu yüceliğe ermiş dahilerden biridir. Bir ihtilalci olarak modern Türkiye’yi yaratmış, davasında muzaffer olmuş ve yüzyılın büyük devlet adamları arasına katılmıştır.” demiş (Cumhuriyet, 11 Kasım 1953).

Atatürk’ten sonra hiçbir Türk onunki gibi bir başarıyı elde etmedi. Peki neden? Bunun cevabı İngilizce’deki “innovation” sözcüğünde gizli aslında. İçindeki (in-) yıldızı patlatırsan (nova) bir yenilik ortaya çıkar. İçindeki “nova”nın farkına varmayan milyonlarca insan geldi belki de Atatürk’ten sonra... Ben de düşünüyorum Atatürk’ün çocuğu olarak bir gün Time’a kapak olmak için ne yapabilirim? Bir deyiş vardır: Hiçbir şey başarının yerine geçemez. Bu yüzden, yol haritamızı çizerken önceliklerimizi iyi belirlemeli ve her şeyin bir yeri ve zamanı olduğunu unutmamalıyız. Ben, bir Türk kızı olarak ülkemi ve dünyayı değiştirmek istiyorum. Daha az uyumak, daha çok çalışmak zorundayım. Sıradan ve sürüden olmayacağım. Dünya standartlarıyla yarışacağım. Bilimin aydınlığını rehber olarak alacağım. Ülkemi temsil ederken başım hep dik olacak...

Hiçbir şeyin garantisi olmadığını öğrendim. Fırtına çıkabilir, rüzgar seni çok farklı yerlere sürükleyebilir... “Kader”in önüne geçemezsin...

Haziran, 1994’te 11 yaşında ilkokulu bitirirken, şöyle demiştim: ‘... İnşallah 21 yaşındayken de üniversiteden mezun olurum.... 2005 yılına geldiğimizde, en azından iki yabancı dil bilmeden ve iyi derecede bilgisayar kullanmadan iyi bir iş sahibi olamayacağımıza inanıyorum arkadaşlar. Çok çalışalım!...”

28 Haziran 2005’te de Hacettepe Üniversitesi, İngilizce Mütercim-Tercümanlık Bölümünden mezun olurken, kepimi fırlatmamın mutluluğunu yaşadım. Üniversite yıllarımı Ankara’da geçirmek ve Hacettepe’nin eğitimini almanın bir lütuf olduğunu düşünüyorum.

Hayatta, ne ekersek onu biçeriz. Umarım sağlıklı ve huzurlu bir hayat sürer ve insanlık adına bir şeyler yapabilirim. Kadınların en büyük düşmanının kadınlar olduğunu da öğrendim. Bundan sonra her türlü mutluluğumu iç-imden yaşayacağım:)

Yazmak, ölümün elinden bir şeyler kurtarmaktır, derler. Benim de en büyük hayalim, eserler bırakmak kendi sonsuzluğuma kavuşmadan önce... Bir şeyi tüm kalbinle isteyince, muhakkak o seni buluyor zaten... “Çekim teorisi...”

Dünyayı gezmek istiyorum, kendi kazanacağım burslar, değişim programlarıyla, vs. Kısmetse 8-25 Temmuz Priştine/Kosova’da olacağım. Kosova, tarih ve hayatın kırıldığı bir nokta... 07.06.05 tarihinde izlediğim “Kırılma Noktası”nda (TRT1) Arnavutluk Demokratik Parti Genel Başkanı Arben Caferi, Kosova’nın bağımsız olma durumunu anlatıyordu. Ben de merak ediyorum neden Kosova’ya Avrupa’nın; Balkanlar’ın kara çukuru; “kan çukuru” dendiğini? Buradaki mevcut durum devam ettikçe, uluslar arası aktörlerin hareket alanı genişliyor. Her şeyi uluslar arası görüşmeler ve zaman belirleyecek.

Biliyor musunuz Ergene Nehri kan ağlıyor? Türkiye’deki üç havzadan biri olan Ergene Havzası yıllık 450.000-500.000 ton pirinç üretme kapasitesine sahip ki bu rakam İstanbul’un bir yıllık pirinç ihtiyacı. Türkiye’nin yıllık pirinç tüketimi ise 2.500.000 ton. Yerli pirinç üretimi ise 1.200.000 ton. Ergene Ovası %95 kirliliğe maruz kalıyor. Su kirliliği en büyük problem. Nehirde şu anda hiçbir balık, kurbağa, vs. yaşamıyor. Çiftçinin eğitimi yetersiz. Kısacası, Trakya’da tarım; çevre ölüyor. Ben de ne yapabilirim?, diye düşünürken Priştine Yaz Üniversitesi evrenin bir hediyesi oldu galiba bana. Kurs olarak kimya; biyoteknolojiler üzerine bir ders seçtim, oradaki tarımı, tarım ürünlerini incelemek ve araştırmak istiyorum. Sınırın ötesinde Bulgaristan ekolojik tarım yapıyor; aynı dönümden buradaki çiftçiye göre hem çok daha fazla verim alıyor hem de çevreyi koruyor. Dilerim bu nehrin temizlenmesi ve çiftçinin kalkınması için bir proje düzenleyebilirim. Gerçekten için acıyor çevre öldükçe...

Nereye gittiğini bilen adama, dünya çekilir, yol verirmiş:)

Can vermek; umut olmak... Hava güneşliyken nedense kimse çantasında şemsiye taşımak istemez. Deprem gerçeği de çok çabuk unutulur bizim ülkemizde... Her an her şey olabilir. Bu yüzden, her zaman hayata karşı hazırlıklı olmalıyız. Dilerim hiç deprem olmaz ülkemizde. Dilerim kimseye kalp masajı yapmak ya da enkaz altından gelen çığlıkları dinlerken kolonları kaldırmaya çalışmak zorunda kalmam... Ama böyle bir şeyle karşı karşıya kaldığımda, elimden geldiğince her anlamda yardım etmek istiyorum. Bil de yapma, derler. Hayata karşı çok donanımlı olalım. Bu yüzden, Afette Rehber Çevirmen (ARÇ) ailesinin bir üyesi olduğum için çok mutluyum (http://ceviridernegi.org/arc/).

Paylaşmak, o kadar da zor değil. Hastaneleri, mezarlıkları da gezelim. Diyaliz makinesine bağlı yaşamak zorunda olan ne çok insan var ve insanlar hayatını kaybettikten sonra organlarını bağışlamaktan kaçınıyorlar... Kendi adıma konuşmam gerekirse Ankara’dan buraya gelmeden önce “T. C. Sağlık Bakanlığı Organ Bağış Senedi”ni imzaladım. Korneadan kalbe tüm organlarımı bağışladım. Bir gün hayatımı kaybettikten sonra da bir şekilde birilerine yardımcı olabilirsem ne mutlu bana... Lütfen her şeyin fani olduğunu unutmayalım...

Oku!-yalım, sıradan ve sürüden olmayalım!

.......

Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:

Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına

Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır

Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana

Ataol BEHRAMOĞLU, 1977

Biz insanlar elimizdekilerin değerini kaybedince anlarız. Ben de ailemin değerini gurbete gidince anladım. İnsanı, annesi ve babası kadar hiç kimsenin çıkarsızca ve fedakarca sevemeyeceğini gördüm. Sımsıkı sarılalım sevdiklerimize... Çünkü hayat çok kısa; dünyada ölümden başkası yalan...

Artık daima pozitif sularda yüzüyorum. Asla negatif limanlara demirlemiyorum. Gün geçtikçe Allah’a daha çok şükrediyorum ve galiba büyüyorum...

Yıldızlarla kaplı bir göğün altında en güzel zamanları yaşıyor olsak da uzay-zaman genişledikçe gökyüzü giderek daha fazla kararacak ve boşalacak... Uzay ve zaman, “göreceli”, hareketimize bağlı olarak her birimiz için farklı biçimde akıyor...

Belki de pek çok kez kendi yolumda yalnız bir yolcu olacağım; çocukluğa özgü saf ve yalın merakı, evren karşısında derin hayret ve tükenmez coşkuyla ilerleyen bir yolcu!..

Herkesin “sağlıklı”, “huzurlu” ve “mutlu”; her şeyin de “hayırlısı” olmasını dilerim.

Allahaısmarladık!

Sevgiyle kalın!

Aylin:)

Elveda YTÜ ve İstanbul, merhaba BANÜ ve Bandırma!

                                                   Yaklaşık 15 yıl  #ARGEdeLiderYTÜ ’de (ve bir yıl dünyanın en saygın üniversitelerinden Co...